UŞAK
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
KAMUOYUNA
Tarih: 11.02.2013 22:00:00 | Okunma Sayısı: 2218 | | |

KAMUOYUNA

Temel bir insan hakkı olan savunma, gerek bireyler, gerekse toplumun bütünü için ortak ve vazgeçilmez nitelikte bir güvence olmasının yanı sıra, yargılama faaliyetini demokratikleştiren, hukuk güvenliğini sağlayan asli bir unsurdur.

Salt bu nedenle savunma, sadece ulusal düzenlemelerle değil, uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Bu bağlamda ülkemizin taraf olduğu Avukatların İşlevlerine İlişkin Temel İlkeler/Havana Kuralları’nın 16/a-c maddesi hükmüne göre hükümetler, yargı organları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları avukatların; “hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini, kabul görmüş meslek ahlak kurallarına, görevlerine, standartlarına uygun faaliyette bulundukları için kovuşturma veya idari, ekonomik veya başka bir yaptırımla sıkıntı çekmemelerini ve tehditle karşılaşmamalarını sağlamakla yükümlüdürler.”

Hal böyle iken kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen ve Özel Yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/283 esasında kayıtlı olan davada savunma görevini yapan avukatlar, mahkemenin savunma hakkına, adil yargılanma ilkesine, az yukarıda içeriğine değinilen Havana Kuralları’nın 16/a-c maddesi hükmüne aykırı uygulamalarda bulunduğunu ileri sürmek suretiyle savunma görevlerini yapamayacak duruma geldikleri gerekçesiyle duruşma salonunu terk etmişler ve bu durumu bağlı oldukları İstanbul Barosu Yönetimine bildirmek suretiyle yardım talebinde bulunmuşlardır.

Avukatların bu talebi üzerine İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetimi Avukatlık Kanunu’nun 76, 95 ve 97. maddelerinin kendisine verdiği görev ve yetkinin gereği olarak bir ceza mahkemesinin oturumuna katılarak mahkemeden adil yargılanma ve savunma haklarına saygılı olmasını talep etmiştir.

Bu talep mahkemece “adil yargılanmayı etkileme suçuna teşebbüs” olarak nitelenmek suretiyle suç duyurusunda bulunulmuş ve bunun üzerine Silivri Cumhuriyet Savcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 277.maddesinde düzenlenen adil yargılanmayı etkileme suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış olup iddianame görevli ve yetkili mahkeme tarafından kabul edilmiştir.

Oysaki Avukatlık Kanunu’nun 95/4.maddesi hükmüne göre “… mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlallerine karşı avukatlık mesleğini ve meslek mensuplarını savunmak, bu konularda her türlü yasal ve idari girişimlerde bulunmak”, -76.maddesi Barolara "...meslek düzenini… saygınlığını, hukukun üstünlüğünü ...savunmak ve korumak... " baro yönetim kurullarının görevi olmakla, 97/6. maddesi de Baro Başkanına "...meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolayısıyla kendisini göreve zorlayan hususları yapmak..." görev ve sorumluluğundadır ayrıca İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin somut olaya konu eylemi suç değil, aksine Avukatlık Kanunu’nun kendilerine verdiği görevin yerine getirilmesidir. Kaldı ki, yargılama diyalektiğinde asli unsur olan savunmanın ve onun mümtaz temsilcisi avukatın görevi ve işlevi, meşru zeminde yargılamayı etkilemek suretiyle adil yargılanmanın ve adaletin gerçekleşmesini sağlamaktır.

Diğer taraftan iddiaya konu eylem baro organlarındaki görevden doğmakla, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri haklarında soruşturma açılması Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesi hükmü gereğince ancak Adalet Bakanlığı’nın izni ile mümkündür. Bu izin alınmadan İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında soruşturma ve bunu takiben dava açılmış olması Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesi hükmüne aykırıdır.

Açıklanan bütün bu nedenler ile İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmadan dava açılmış olması ulusal mevzuata aykırı olmasının yanı sıra uluslar arası sözleşmelere de aykırıdır.

Bu hususu kamuoyu ile paylaşır, Uşak barosu olarak İstanbul Barosu Başkanı ile Yönetim Kurulu’nun yanında olduğumuzun ve olacağımızın bilinmesini isteriz.
Bizler Avukatız. Varlığımızın temeli Anayasa; meşruiyetimizin temeliyse toplumumuzdur. Yargının eşit ve kurucu unsuruyuz. Ancak son zamanlarda sadece İstanbul değil başta Eskişehir olmak üzere pek çok ilde duruşma salonlarında savunma mesleğine karşı olumsuz davranışlar yaşanmıştır. Adeta avukatlık mesleği lüzumsuz avukat fuzili şagil ve potansiyel tehlike olarak görülmekte ve bu durum duruşma salonlarına açık bir şekilde yansımaktadır. Bu durum karşısında Barolar ve bütün mensupları kişilerin haklarını savunmaktan önce SAVUNMAYI SAVUNMAK zorunda bırakılmaktadır.
Avukatlık mesleğine karşı mesleği koruyucu ulusal ve uluslar arası kurallar hiçe sayılarak avukat büroları ve evleri gerekli izinler alınmaksızın aramalar yaygınlaştırılmakta ve sıradan vakalar haline dönüştürülmektedir. İş yerleri haksız aranan haksızlığa uğrayan meslektaşlarımızın siyasi düşüncelerine ve ideolojilerine katılmak zorunda değiliz. Barolarımızı ilgilendiren mesleğin maruz kaldığı taarruzlardır.
Bu durum karşısında Sayın Başbakanın yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucu olduğunu düşündüğümüz talihsiz beyanları bizleri üzmüştür. Keza HSYK’nın tavır ve beyanları da üzücü olmuştur.

Avukatlarımız hakkında avukatlık kanununa muhalefet edilerek avukatlarımızın evini, işyerini aramak, tutuklatmak konusunda bu derece hevesli olunduğu avukatlar üzerinden güç gösterisinde bulunulduğunu üzülerek kamuoyundan takip etmekteyiz. Bu durumu kabullenemediğimiz gibi hiçbir hukukçuya da yakıştırmıyoruz. Bu konu ile ilgili yanlış yönlendirme ve taraflı olarak yapıldığını düşündüğümüz Sayın Başbakanın ve HSYK’nın kamuoyunda paylaşılan beyanlarını kabul etmiyoruz.
Hiç kimse Baroların gücünü ve azmini küçümsemeye, sınamaya kalkmamalıdır. Yasalardan doğan hak ve yetkilerimizi kullanmaktan çekinmeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz. Bugün gelinen noktada soruşturulan ve yargılanan bizatihi avukatlık mesleği olduğu herkesçe bilinmelidir.
Yüzyıllara dayanan tarihsel gerçekliği bir kez daha gözler önüne seriyoruz: Bizler yargının eşit, kurucu unsuruyuz. Adalet mülkün, savunma adaletin temelidir. Adalet Herkes İçindir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

        Av. Baki KANTAR
      Uşak Barosu Başkanı

19.11.2017 Pazar