MAKALE VE DENEMELER
Renkli scrollbar ve title statübar
                                                 


CMK de Eski Hale Getirme
               
       Uygulamada sık görülmeyen,ancak uygulandığında önemli sonuçların doğmasını sağlayan ,deyim yerinde ise bitmiş gözüyle bakılan işin canlandırılması olan eski hale getirme konusundaki araştırmalarımı sunmak , bu konuda yaşadığım olayları paylaşmak ve birlikte değerlendirmek  istiyorum..
       Bilindiği gibi, yasada belirtilen sürelerin, yine yasada gösterilen nedenlerle kaçırılması halinde eski hale getirilmesi CMK 39 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle de öncelikle kısaca sürelere değinmekte yarar görüyorum
       Bir usul işleminin yerine getirilmesi için,yasa veya yargıç tarafından verilen süreler Ceza Yargılamasında şekil koşullarındandır. Süreleri iki açıdan inceleyecek olursak;
       1)İşlemin yapılması bakımından süreler ;
           a)Hak düşürücü süreler, Görevsizlik kararı,temyiz istemi,CMK 268 de öngörülen itirazlarla ilgili süreler, eski hale getirme süresi gibi sürelerdir. Bir hakkın kullanılabilmesi için,işlemin yapılacağının zaman diliminin üst sınırı gösterilerek tayin edilen sürelerdir. Yasada belirtilen süreler geçirildiğinde,ilgilinin sahip olduğu hakkının düşmesi,
            b)Koruyucu süreler, İşlemin yapılamayacağı zamanı belirtmek için uyulması gereken asgari sürelerin gösterilmesi,
            c)Düzenleyici süreler; Kararına itiraz edilen yargıç veya mahkeme,itirazı yerinde görmesi halinde kararını düzeltmesi,yerinde görmez ise üç günlük sürede itirazı incelemeye yetkili makama göndermesi,olarak tanımlanıp,örneklendirilebilir.
       2)Süreyi belirleyen süreler;
       Yasal süreler, takdiri süreler,eski hale getirmeye elverişli süreler olarak gruplandırılabilir.
       Hak düşürücü süreler geçince,ceza muhakemesi işlemini yapmak olanaksızdır.Bunun istisnası, kişinin süreye kusursuz olarak riayet edememesidir. CMK madde 40 /1 de kişi kusuru olmaksızın süreyi geçirmiş ise, eski hale getirme isteminde bulunabileceği hükme bağlanmıştır.  Kusursuzluk durumuna, zorunlu nedenler  " Doğal afetler, yangın, su baskını deprem vs. gibi durumlar ", beklenilmeyen yahut sakınılması olanaksız olay " Ani hastalık, yasa gereği yapılan tebliğden ilgilinin kusurunun olmaksızın haberdar olmama hali , üçüncü bir kişinin eylemi, resmi bir yasaklamanın olması gibi " olguları örnek göstermek mümkündür.
       Bunların yanında CMK 40/2 maddesindeki yapılan düzenleme son derece önemlidir. Zira anılan madde de kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır hükmüne yer verilmiştir. Bu madde aynı zamanda CMK 34. maddesine işlerlik kazandıracaktır. Başka bir anlatımla, Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişi, kusursuz sayıldığından eski hale getirme isteminde bulunabilecektir.
       Burada önemle üzerinde durulması gereken hususlardan birisi de, eski hale getirmede izlenilecek yol ve yöntemin nasıl olacağıdır.
       Öncelikle engelin kalkmasından itibaren yedi gün içerisinde, usule ilişkin işlemleri yapacak olan Mahkemeye,sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları gösteren varsa belgelerini de açıklayan  bir dilekçe verilecektir. Bu dilekçede kusursuzluğunu açıkladığı gibi, yerine getirmenin ertelenmesini de talep etmede yarar olduğunu düşünüyorum. Çünkü, eski hale getirme istemi kararın yerine getirilmesini durdurmaz.Ancak mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir. (CMK Md. 42) En önemlisi, eski hale getirme dilekçesi verildiği anda, usule ilişkin işlemlerinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Diyelim ki kişi kusursuz olarak temyiz süresini geçirdi. Engel kalktı o takdirde, eski hale getirme dilekçesi yanında temyiz dilekçesini vermesi gerekmektedir. Tekrar vurgulamak gerekirse, Eski hale getirme dilekçesinin verileceği Mahkeme, usul işlemi süresi içinde yapılsa idi, esas ilişkin Mahkeme neresi ise o mahkemedir. Eski hale getirme dilekçesi yalnız başına hak kazandırmaz. Usule ilişkin işlemler de yerine getirilmelidir.
       Eski hale getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesin olup,reddine ilişkin karara karşı itiraz yolu açıktır. Yasada bir hüküm yoksa da, CMK md. 35 e göre, ilgililerin ret kararını öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile tutanak yazıcısına beyanda bulunmak suretiyle  yapılacağı ve itirazı inceleme yöntemleri bilindiği için bunları tekrar etmiyorum. 
       Yaşadığım üç olayı örneklemek istiyorum.
       Birinci olayda, Polislik görevine yeni ataması yapılan ve evlenip yuva kuran kişi  belgede sahtecilik suçundan dolayı bir yıl sekiz ay ağır hapis cezası nedeniyle hakkında yakalama emri çıktığını öğrenince ailesiyle birlikte şok olmuş bir vaziyette büroma geldiler. Gerçekten çok zor durumdaydılar. Cezanın infazı yanında,  İş bulmanın olanaksız olduğu bir ortamda mesleğinden de olacaktı. Karardan haberinin olmadığını, haberi olsaydı muhakkak temyiz edeceğini ısrarla söylüyordu. Dosyasını incelediğimde, tebligatın kurs gördüğü okuldaki görevli komisere yapıldığından süresinde temyiz edilmeyen kararın kesinleştiğini gördüm. Kararın tebliğ edildiği tarihte, tebliğ yapılan  okuldaki kursu bitiğinden o yerden ayrıldığı konusunda belge sağladık. Kararı veren Mahkemeye yatığımız eski hale getirme talebimiz tebligatın usulüne uygun yapıldığı gerekçesiyle ret edildi. Karara karşı başvurduğumuz itirazımız itiraz merciince kabul edilip, yerine getirme kararının ertelenmesine karar verildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesince sanığın bilerek ciro ettiğini  gösteren kesin ve inandırıcı deliller karar yerinde açıklanıp, tartışılmadan yazılı şekilde hükümlülüğe karar verilmesi yönünden yerel Mahkemenin kararı bozuldu. Yerel Mahkemece bozma kararına uyuldu ve beraat kararı verildi. Böylece suçsuzluğu ortaya çıkmış oldu.
       Bu bağlamda beni olayın gelişmesinden de söz etmek istiyorum.
       Bu olaydan bir süre sonra Türkiye Barolar Birliğinin Diyarbakır'da yapılan Genel Kuruluna Ege Baroları olarak Uşak Egemene ait bir otobüsle gitmiş, değişik şehirlerde kalmıştık. O tarihteki Birlik delegelerimiz Av. Abdurrahman Yılmaz ve Av. Ümit İnceefe' nin de katıldıkları, belleklerden silinmeyen keyifli ve dolu dolu geçen biraz da gezi amaçlı yolculuğun Mardin etabında ben rahatsızlandım. Ertesi gün için yaptığımız programa, gece rahatsızlandığımdan dolayı eşimle katılamamış, Midyat'a, Hasan keyfe oradan Diyarbakır'a gidecek  grubumuzdan ayrı kalmıştık. Mardin öğretmen evinde ki odada  tedavimle uğraşıyorduk. Yine o dönemdeki Mardin Baro Başkanımız Cemal Bey ve eşi  gerçekten çok yakın ilgi gösteriyorlardı. Eşim de özveriyle beni iyileştirmeye çalışıyordu. Ben ise arkadaşlarla birlikte olamamanın üzüntüsünü, yalnız kalmışlığın burukluğunu iç dünyamda hissediyordum. Bu karmaşık duygular içerisinde iken, saat 09. sıraları olmasına rağmen odamızın kapısı çalındı. Eşim kapıyı açtığında, düzgün giyimli,uzun boylu bir genç elinde özenle hazırlanmış bir demet çiçekle odaya girdi. Gözlerinde sıcak bir bakış, yüzünde içten bir gülüş vardı. Ben biraz şaşkınlıkla ve tanıyamamanın tedirginliğiyle gelen kişiyi izliyordum. Uzandığım yatağımda boynuma sarıldı. Hoş geldiniz, tanıyamadınız değil mi ? dedi. Evet, tanıyamadım dedim. Sizin burada olduğunuzu ve rahatsızlandığınızı duyunca hemen geldim.Valilik koruması olarak görev yapıyorum… deyip, adını söyleyerek olayla ilgili olumlu ve  samimi düşüncelerini anlatınca, olayı baştan sona hatırladım ve bir meslekten duyulabilecek en büyük manevi hazzı yaşadığımı anımsıyorum.
       İkinci olay,  etkili eylem suçundan,  İki yıl sekiz ay hapis cezası alan sanık yakalanıp,Ceza İnfaz Kurumuna konulduğunda, hakkında ceza tayin edildiğini yeni öğrendiğini ileri sürmektedir. Tebligatta sanık ile aynı çatı altında oturan eşi Esma'ya yapıldığı şeklinde idi. Sanığın Esma isminde eşinin olmadığı, eşinin adının  İsmihan olduğu resmi kayıtlarla kanıtlandı. Bunu belgelendirerek CMUK 41. maddesi uyarınca eski hale getirme talebinde bulunan sanığın CMUK 44. Maddesi uyarınca İnfazın durdurulmasına ve cezanın tehirine karar verildi. Sonuçta Yargıtay 3. Ceza Dairesince temyiz itirazları yerinde görülerek kararın bozulmasına karar verildi. İleriki aşamada ceza miktarı düştü ve cezası ertelendi.
       Üçüncü bir örnek olay var. Ancak henüz inceleme aşamasında olup, henüz netleşmediğinden, alınan sonuç kesinleştiğinde onu da bilgilerinize sunmak isterim.
       Muhakkak meslektaşlarımın başından daha ilginç olaylarda geçmiştir. Ancak şunu ifade etmek istiyorum. Hukukta yasal hakları sonuna dek kullanmada büyük yarar  olduğu örneklerde somut olarak yaşanmıştır.  Gerçekten  eski hale getirme yoluna başvurulmamış ve bu iş bitmiş mantığı ile hareket edilmiş olsaydı, kişiler büyük ölçüde mağdur olacaklar, belki de telafisi mümkün olmayacak zararlar göreceklerdi.
                                                                         Av.K.Koray Atak

Başvurulan kaynaklar                ;
1)Ceza Muhakemesi Hukuku Temel kavramları
Prof. Dr. B.Öztürk, Doç. Dr. M.R.Erdem, Ö.Sır-
Ma,Y.F.Saygılar.4. Bası,Ank. 2006 s. 233- 585
2)Ceza Muhakemesi Hukuku, Prof. Dr.N.Centel
Yrd.Doç.Dr. H.Zafer, s. 413-418-419-420
3)İ.Malkoç, M.Yüksektepe 2005 . s. 138- 142
4)M.Güler,K.Taşdemir  s.166-174


                                              

Önceki Sayfa
Av. Koray ATAK