BİRAZ GÜLELİM
Renkli scrollbar ve title statübar
FIKRALAR

MİNİBÜS MUHABBETLERİ

Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
........................................................................................

Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?
- Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.
- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.
.......................................................................................

Yolcu:
- Abi Heykel'e çıkıyo mu?
Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo.
........................................................................................

Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
- Ben kız değilim!
- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.
........................................................................................


- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
........................................................................................
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Müsait bi yerde iner misiniz?
Şoför:
- Niye sen mi kullancaKSIN?
........................................................................................

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri
Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?
Bizim şoför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi...
........................................................................................

İstanbul'dayiz... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
- Kaptan, yer var mı?
Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
- Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım...
........................................................................................

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi.Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?



AVUKAT VE HUKUKÇU FIKRALARI
İKİNİZİ DE HARCARIM
   Bir mahkeme salonu düşünün... Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye  yaşlı bir teyzeyi çağırırlar.
Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır...
- Bayan Jones... Beni tanıyor musunuz? Yaşlı teyze cevap verir :
- Ah evet Bay Williams sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan  söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi  satarsınız...
    Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur. Adam ne  yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar :
- Peki Bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz? Kadın yine cevaplar :
- Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım.. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir.. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun  hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor..Yine herkes şokta.. Bütün salonu bir uğultu kaplar..
   Hakim kürsüye tak tak  tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafin avukatını da kürsüye çağırır ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar...
- Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım.



NE AVUKAT AMA
Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahküm ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...



BAĞIŞ
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarili avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler.
Bağıs toplama görevindeki kişi avukatı bağısta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
"-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düşündü, sonra:
"-Önce, arastırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?"
Görevli utandı:
"-Şey, hayır."
"-Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?"
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
"-Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?"
Görevli yerin dibine geçmisti, sadece,
"-Hayır, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mırıldanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
"-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?"



AVUKAT DOKTOR PAPAZ
Üçlü, bir vasiyeti yerine getirmeye çalışıyor...
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarfettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum



FAYDASIZ BİLGİ
George ve Harry balonda Atlantik okyanusunu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır "Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın" der.
"Çünkü" der George "Verdigi bilgi %100 doğru .. fakat faydasız".


DANIŞMA ÜCRETİ
Adam yolda giderken 20 milyon TL. bulur ve hemen koşarak önünde giden adamın omuzuna dokunarak;
-Bu para sizden mi düştü acaba? der. Adam ise ,
-Hayır! der.. parayı evirir çevirir ve cebine atar. Bu duruma bir anlam veremeyen kişi ise
-Arkadaş; hem para bana ait değil diyorsun. hem de cebine atıyorsun.. bu nasıl iş!. deyince adam;
- Ben avukatım.Danışma ücretim 20 milyon der...


AVUKAT ve DOKTOR
Avukat, doktor arkadaşı ile sohbette iken doktora gelen telefonda hastası hastalığı ile ilgili bir şikayette bulunur.. Doktor da kendisine kullanacağı ilacı ve tavsiyelerde bulunarak telefonu kapattıktan sonra avukat arkadaşına dönerek "- Ben şimdi muayene ücretini hakettim mi?" diye sorar.. avukat ise "- elbette ettin. çünkü senin reçeten ve tavsiyen ile şifa bulacak" der.
Bunun üzerine doktor. muayene ücretini tahsil amacı ile hastasına faturayı gönderir..
Bir müddet sonra kendi masasında ki zarfı açınca şu yazıyı okur..
".Danışma ücretiniz... şu kadardır lütfen ödeyiniz.."


ÇOK ZOR OLDU
Mafya babasının idam ile yargılandığı davada Temel jüri üyesidir.. Bunu öğrenen babanın adamları hemen Temel'e gelerek "- Aman! aman!.. ne yaparsan yap. en azından cezasını Müebbet'e düşür .." diye tehdit ve baskıda bulunurlar..
Uzun bir yargılamanın sonunda jüri karar için toplantıya çekilir.. uzun tartışma ve münakaşalardan sonra karar açıklanır.."-Müebbet"..  bunun üzerine mafyanın adamları sevinçle Temel'in boynuna sarılarak kendisini tebrik ederken sorarlar.. "-nasıl başardın!.." diye temel ise kendinden gayet emin ve gururla.
" -Bütün jüri üyeleri Beraat..beraat !. diye tutturdu.. onları müebbete ikna edinceye kadar anam ağladı..."


CENNETTE NİKAH
Evlenme hazırlığı icinde olan bir çift trafik kazasında ölüp cennete giderler. Damat adayı durumu görevli meleğe anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayım" dedi görevli melek. Aradan 3 ay geçtikten sonra görevli melek mağdur çifte sevinçli haberi vermek için "Herşey ayarlandı. sizi evlendirebiliriz" dedi. "Şey... Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse bizi boşayabilir misiniz ?" dedi damat adayı. Görevli melek gök gürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde; "Siz manyak mısınız ??? Cennette bir imam bulabilmek icin 3 ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer tahmin edebiliyor musunuz?"...



TAKSİT TAKSİT BERAAT

Avukat müvekkilini savunuyor.
--Suçun unsurları oluşmadığından müvekkilimin beraatini talep ediyorum..
Hakim;
-Hemen mi?
--Takdir mahkemenin;,Taksit taksit de olabilir!...



KOL

Genç avukat, hırsızlıkla suçlanan müvekkilini hapis cezasından ancak, yaratıcı bir savunma yaparak kurtarabileceğini biliyordu. Bu nedenle savunmasını, sözcüklere dans ettirerek yapmaya başladı.

- Müvekkilim, arabanın camından içeri yalnızca kolunu sokup çantayı almıştır dedi ve yargıcın hukuka olan saygısını hedefleyerek sürdürdü konuşmasını: Siz de takdir edersiniz ki, müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir dedi ve görüşünü şöyle sürdürdü: Yalnızca bir kol tarafından işlenen bir suç için, kişinin suçsuz öteki kolunu, bacaklarını ve bedeninin suçsuz tüm organlarını da cezalandırmış oluyorsunuz. Bu kararınızla, suçsuz organları da hiç de hak etmedikleri bir cezaya çarptırıyorsunuz.
Genç avukat bu görüşünü açıkladıktan sonra yargıca sordu:
- Bu davranışınızı, kişi hukukuna olan saygınızla nasıl bağdaştırabileceğinizi açıklayabilir misiniz?
Yargıç, genç avukatın bu sözleri üzerine gülümsedi:

- Peki, o zaman ben de kararımı aynı mantık doğrultusunda veriyorum ve müvekkilinizin, suçlu kolunu bir yıl hapse mahkum ediyorum dedi.
Sonra da kararını, gülümseyerek tamamladı:
- Müvekkiliniz isterse, hapsedilen koluna eşlik edebilir.

Yargıcın bu kararından sonra gülme sırası, yargılanmakta olan hırsıza gelmişti. Genç avukatının yardımıyla takma kolunu çıkarttı, yargıca teslim etti ve öteki kolunu avukatının koluna sokarak mahkeme salonundan ayrıldı.




MÜTHİŞ AVUKAT

Recai şehrin en gözde semtinde bir büro tutmuş, içini güzelce döşemiş, kapıya da 'AVUKAT RECAI SASMAZ' yazılı bir tabela asmış.

Yeni bürosunda ilk sabah otururken kapı çalınınca Recai sekreterine;
- Kapıyı aç kızım demiş.
Sekreter kapıyı açıp gelen adamı Recai'nin odasına soktuğu an da Recai eline telefonu alıp konuşmaya başlamış;
- O iş tamam beyim, zaten benim aldığım bir davada kötü bir netice çıkamaz, tabi... tabi hemen kurtarırız. Şaban'ı da ben kurtarmıştım, Mahir'i de. Siz hiç merak etmeyin Ankara'da çok tanıdık var....
Konuşma böylece bir kaç dakika daha devam ettikten sonra Recai sekreterinin odaya getirdiği adama dönüp;
- Ahh efendim… demiş.
- Kusura bakmayın sizi beklettim. Ama görüyorsunuz ki isler çok yoğun. Sizin ne davanız vardi?
Adam ;
- Hiiç… demiş
- Benim davam filan yok, ben telefonu bağlamaya gelmiştim!





BİR CİNAYET DAVASI

Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören davalı avukatının aklına bir şeytanlık geldi.
- Bayanlar baylar... Hepinize bir sürprizim var… diyerek saatine baktı...
- Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek...
Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü... 1 dakika geçti... Hiç bir şey olmadı... Bunun ardından avukat:
- Bakin... dedi.. Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil olduğuna sizler tamamıyla inanmış değilsiniz...
Bu sözün ardından hakim kararını açıkladı ve adamı suçlu buldu...
Avukat şok içinde:
- Ama nasıl olur? Az önceki gösteriden hepiniz etkilendiniz... Hepinizin
kapıya baktığını gördüm!
Hakim:
- Evet doğru... Hepimiz baktık dedi... Ama müvekkiliniz bakmamıştı





ROLEX DE YOK

Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gösteriş yapacağını düşünerek arabasından inerken, yoldan hızla geçen bir kamyon sürücü tarafındaki kapıyı koparıp atar.
Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar.. Bir dakika içinde polis olay yerine gelir; fakat daha tek bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar.. Daha geçen gün aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir.
Avukat kızgın ve öfkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar;

- Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir türlü anlayamıyorum. Sahip olduğunuz şeylere öyle bağlanıyorsunuz ki, başka bir şeyi gözünüz görmüyor....
- Nasıl söylersin böyle bir şeyi? diye hayretle sorar avukat.
Polis adama acıyarak ve küçümseyerek bakar:
- Sol kolun dirseğinin altından kopmuş.. görmüyor musun? Kamyon sana çarptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun...
- Aman Tanrım! diye bağırır avukat. Rolex'im de gitmiş!




İçenle İçmeyenin Farkı

İki sarhoş mezarlığın duvarına yaslanmış içiyorlarmış, birden karşıdan bir cenaze görünmüş.
Sarhoşlardan biri merak edip, gidip sormuş:
-"Nesi vardı? Neden öldü?"
-"Bu adam hep içerdi, hep sarhoş gezerdi, ayyaşın biriydi!" cevabı üzerine, arkadaşının yanına gidip,
-"O da bizim gibi çok içiyormuş" der. Korkan iki arkadaş içmeye ara verirler.
Biraz sonra başka bir cenaze görünür köşeden, yine aynı sarhoş merak edip koşar cenazenin yanına ve sorar:
-"Neden öldü?"
-"Takdir-i ilahi, hiç içki içmez- sigara bilmez bir adamdı!" der beriki..
Sarhoş, koşa koşa arkadaşının yanına gelir:
-"İçelim anasını satayım! İçenle içmeyenin arasında 5 dakika fark var!"



Nasıl Zengin Oldum !

Ülkenin yaşını başını almış ve en zengin işadamlarından biriyle yapılan röportajdır :
Genç gazeteci çocuk soruyor,"Efendim, bugünlere nasıl geldiğinizi, bu inanılmaz servetin öyküsünü bizimle paylaşmak ister misiniz?"
Ve cevap geliyor,

"1928 yılıydı. 1. dünya savaşının acıları yeni yeni sarılıyordu. Elimdeki birkaç sentten başka hiç bir şeyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu ve ben 1 tek elma aldım. Sabahtan akşama kadar elmayı sildim, pırıl pırıl oldu. O elmayı gün sonunda tam 10 sente sattım. Sabahı zor etmiştim. Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldım. Sabahtan akşama kadar o 2 elmanın her tarafını sildim, bir güzel parlattım. ve gün sonunda ikisini, toplam 20 sente sattım. Bu sistemle ay sonuna kadar devamettim. 1 ay içerisinde tam 1.37 dolar kazanmıştım. Ertesi ayın ilk haftası karımın amcası öldü ve bize 5 milyon dolar miras bıraktı.




Kız, ben seni tanıyamadım!..

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.
Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor.
Azraili görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldi mi?"
Azrail cevap veriyor:
" Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var".
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtuyor ve de göğüslerini
düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor.
Cennette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp beni öldürttün?"
Azrail cevap veriyor:
"Kız, ben seni tanıyamadım.. "




Cevapları kontrol ediyorum

Temel üniversite sınavına girmiş bütün sorulara yazı-tura atarak cevap vermiş. Sınav bitmiş herkes çıkıyor ama Temel hala yazı tura atıyor. Gözetmen gelip soruyor:
-Temel yazı tura ile cevap verdiğin halde daha sorular bitmedi mi?Temel:
-Ben soruları bitireli bir saat oluyor, şimdi cevapları kontrol ediyorum




ÇUKUR

Karadeniz'de bir kasabada bir çukur varmış.
Özellikle geceleri, karanlıkta önünü görmeyenler bu çukura düşer yaralanırmış.
Bu yaralanmalar gittikçe sıklaşınca kasabanın ileri gelen üç kişisi toplanıp bir çözüm bulmaya çalışmış.
İlki: Bence, demiş, çukurun yanında bir ambulans bekletelim. Böylece düşenler hemen hastaneye yetiştirilebilir.
İkincisi itiraz etmiş: Ambulansla hastaneye varıncaya kadar adam ölür yahu, demiş, bence bu çukurun yanına bir hastane kuralım.
Üçüncü ileri gelen kişi olan Temel dayanamamış:
Yahu siz ne diyorsunuz ? Orada çukur var diye yanına hastane yapılır mı ? Bence bu çukuru hemen kapatalım. Hastanenin yanına yeni bir çukur açabiliriz. Nasıl fikir ama ?




İP

11 kişi bir helikopterden sarkan halata asılıdırlar.
10 erkek ve bir kadın.
İp herkesi taşıyacak kadar güçlü olmadığı için içlerinden birinin ipi bırakması gerektiğine karar verirler. Yoksa hep beraber düşecektirler. Bu kişinin kim olacağına bir türlü karar veremezler. Ama o anda kadın çok etkileyici bir konuşma yapar. Tamamen gönüllü olarak ipi bırakabileceğini söyler. Çünkü bir kadın olarak, kocası için, çocukları için ve aslında genelde erkekler için her şeyi bırakmaya alışık olduğunu söyler, hemde karşılıksızca.
Hikayesini bitirir bitirmeeeez, tüm erkekler onu alkışlamaya başlarlar…




SEKRETER

Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terk etmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış
durumdayken bir kulübe bulurlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye bulunmaktadır…
Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir…

-"Ben yerde uyku tulumunda uyurum" der.
Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra, tam da uyumak üzereyken sekreterinin sesini duyar;
-"Efendim, ben çok üşüyorum."
Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, yine tam uyumak üzereyken sekreterinin sesini duyar;
-"Efendim, ben hala çok üşüyorum."
Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku
tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar;
- "Ben yine çoooook üşüyorum".
Adam yattığı yerden;
-"Bir fikrim var." der, "Burası issiz bir yer. Neler olduğunu kimse göremez , istersen evliymişiz gibi davranabiliriz."
Genç kadın kıkırdar; "Tamaaam, bana göre hava hoş."
Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar'ÖYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANIYEYI
KENDIN AL!'





Temel'ce...
Temel ölmüş, Cehennem'e gitmiş.
Kapıda sille tokat karşılamışlar.
" Pöyle yaparsanuz buraya hiç çimse celmez…" demiş…

****************

İdama mahkum olan Temel'e son arzusunu sormuşlar;
"-Penu oğlumun yanuna gömin…" Demiş.
Oğlunun yaşadığı ortaya çıkınca;
"-Hiç acelem yok, pen oni peklerum…" Demiş…

****************

Temel'e sormuşlar;
"-Aptal mı olmak istersin, güzel mi?"
"-Geçicu olan şeyden olmak, son derece sakincalidur…"
****************
Demiş…

Savaşta büyük bir çatışma sonrası dinlenmeye geçen askerlerin arasında Temel de vardır. Gece sessizliği çökmüştür ve herkesin "oh" diyeceği bir zaman gelmiştir. Temel sigarasını çıkartır ve kibritle yakar… Hemen yanındaki arkadaşı atılır;
"-Heyyy! Delirdin mi? Çok tehlikeli bir şey yapıyorsun…"
Temel gayet sakin;
"-Yok canum, içime çekmeyrum…"





ELBİSENİN RENGİ

Hakim, "O butiğe hırsızlık amacıyla tam 4 kez arka arkaya girmişsin…" diye sormuş sanığa..
"Evet efendim.."
"Neler çaldın?"
"Sadece bir adet elbise efendim.."
"Bir elbise?.. Ama dört kere girmişsin?.."
"Evet efendim.. İlk üç keresinde karım elbisenin rengini beğenmedi…!




Kültürlü olmak

Hocaya sormuş öğrencisi:
"Hocam, kültürlü olmak için ne yapmak gerekir?" Hoca demiş ki;
"Üç tane üniversite bitirmek lazım.." Öğrenci üç üniversite bitirip yıllar sonra gelmiş..
"Hocam, üç üniversite bitirdim, şimdi kültürlü oldum mu?" Hoca
"Hayır" demiş
"Hepsini sen bitirmeyecektin. Birini deden, birini baban, birini sen bitirecektin."


Önceki Sayfa
Önceki Sayfa