CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
Kanun Numarası : 5271
Kanun Kabul Tarihi : 04/12/2004
Yayımlandığı Resmi
Gazete Tarihi :17/12/2004
Yayımlandığı Resmi
Gazete Sayısı :
25673
BİRİNCİ KİTAP: GENEL
HÜKÜMLER
BİRİNCİ KISIM: KAPSAM,
TANIMLAR, GÖREV VE YETKİ
BİRİNCİ BÖLÜM: KAPSAM
VE TANIMLAR
KANUNUN KAPSAMI
Madde 1 - (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin
nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak,
yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
TANIMLAR
Madde 2 - (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma
evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın
başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan
kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya
sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan
zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna
göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne
kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma:
İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin
kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla
ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya
sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla
ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu:
Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî
ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara
katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan
fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya
başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce
işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında
iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî
bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla
verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre
esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî
sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi, İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM: GÖREV
GÖREV
Madde 3 - (1) Mahkemelerin görevleri
kanunla belirlenir.
RE'SEN GÖREV KARARI VE
GÖREVDE UYUŞMAZLIK
Madde 4 - (1) Davaya bakan mahkeme,
görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar
verebilir. 6 ncı Madde hükmü saklıdır.
(2) Görev konusunda
mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek
görevli mahkeme belirler.
GÖREVSİZLİK KARARI
VERİLMESİ GEREKEN HÂL VE SONUCU
Madde 5 - (1) İddianamenin kabulünden sonra;
işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa,
mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
(2) Adlî yargı
içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz
yoluna gidilebilir.
GÖREVSİZLİK KARARI
VERİLEMEYECEK HÂL
Madde 6 - (Değişik madde:
06/12/2006 - 5560 S.K.16.md)
(1) Duruşmada suçun
hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt
dereceli mahkemeye gönderilemez.
GÖREVLİ OLMAYAN HÂKİM
VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ
Madde 7 - (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar
dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:
BAĞLANTILI DAVALAR
BAĞLANTI KAVRAMI
Madde 8 - (1) Bir kişi, birden fazla
suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık
bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden
sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
DAVALARIN
BİRLEŞTİRİLEREK AÇILMASI
Madde 9 - (1) Bağlantılı suçlardan her biri
değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek
suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.
GÖRÜLMEKTE OLAN
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ VE AYRILMASI
Madde 10 - (1) Kovuşturma evresinin her
aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına
yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen
davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına
girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.
GENİŞ BAĞLANTI
SEBEBİYLE BİRLEŞTİRME
Madde 11 - (1) Mahkeme, bakmakta olduğu
birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci Maddede
gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu
davaların birleştirilmesine karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: YETKİ
YETKİLİ MAHKEME
Madde 12 - (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun
işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra
hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve
zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede
yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer
mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda
suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için
eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve
kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim
yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel
yayınlarda da bu Maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel
yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o
yer mahkemesi de yetkilidir.
ÖZEL YETKİ
Madde 13 - (1) Suçun işlendiği yer belli
değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri
mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın
Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle
de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi
yetkilidir.
YABANCI ÜLKEDE İŞLENEN
SUÇLARDA YETKİ
Madde 14 - (1) Yabancı ülkede işlenen ve
kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken
suçlarda yetki, 13 üncü Maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.
(2) Bununla birlikte
Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun
işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.
(3) Bu gibi suçlarda
şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa;
yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının
başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir
(4) Yabancı ülkelerde
bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin
işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.
DENİZ, HAVA VE DEMİRYOLU
TAŞITLARINDA VEYA BU TAŞITLARLA İŞLENEN SUÇLARDA YETKİ
Madde 15 - (1) Suç, Türk bayrağını taşıma
yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken
işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan
mahkeme yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma
hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da
yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Ülke içerisinde
deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda,
bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme
suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında
işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk
uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
BAĞLANTILI SUÇLARDA
YETKİ
Madde 16 - (1) Yukarıdaki Maddelere göre her
biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları,
yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının
değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının
istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine,
bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa,
Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme
birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede
birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan
davaların ayrılması da bu suretle olur.
YETKİDE OLUMLU VEYA
OLUMSUZ UYUŞMAZLIK
Madde 17 - (1) Birkaç hâkim veya mahkeme
arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli
mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
YETKİSİZLİK İDDİASI
Madde 18 - (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını,
ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde
incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından
önce bildirir.
(2) Yetkisizlik iddiasına
ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye
mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı
işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra
yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen
karar veremez.
(3) Yetkisizlik
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
DAVANIN NAKLİ
Madde 19 - (1) Yetkili hâkim veya mahkeme,
hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa;
yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye
nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli
ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için
tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.
YETKİLİ OLMAYAN HÂKİM
VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ
Madde 20 - (1) Yetkili olmayan hâkim veya
mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.
GECİKMESİNDE SAKINCA
BULUNAN HÂLLERDE YAPILAN İŞLEMLER
Madde 21 - (1) Bir hâkim veya mahkeme,
yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi
içerisinde gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ BÖLÜM: HÂKİMİN
DAVAYA BAKAMAMASI VE REDDİ
HÂKİMİN DAVAYA
BAKAMAYACAĞI HÂLLER
Madde 22 - (1) Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar
görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile
şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık
ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya
mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş
olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın
hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet
savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur
vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya
bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
Hâkimlik görevini
yapamaz.
YARGILAMAYA
KATILAMAYACAK HÂKİM
Madde 23 - (1) Bir karar veya hükme katılan
hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya
hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma
evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın
yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev
alamaz.
HÂKİMİN REDDİ
SEBEPLERİ VE RET İSTEMİNDE BULUNABİLECEKLER
Madde 24 - (1) Hâkimin davaya bakamayacağı
hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer
sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı;
şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi
isteminde bulunabilirler.
(3) Bunlardan herhangi
biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin isimleri
kendisine bildirilir.
TARAFSIZLIĞINI ŞÜPHEYE
DÜŞÜRECEK SEBEPLERDEN DOLAYI HÂKİMİN REDDİ İSTEMİNİN SÜRESİ
Madde 25 - (1) Tarafsızlığını şüpheye
düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde
sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde
inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından
yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde,
inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan
veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin
reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren
yedi gün içinde yapılması şarttır.
RET İSTEMİNİN USULÜ
Madde 26 - (1) Hâkimin reddi, mensup olduğu
mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak
düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
(2) Ret isteminde
bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi
içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim,
ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.
HÂKİMİN REDDİ İSTEMİNE
KARAR VERECEK MAHKEME
Madde 27 - (1) Hâkimin reddi istemine mensup
olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye
katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim
asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan
ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim
ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla
dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son
numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek
dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine, Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza
hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek
hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar
verir.
(3) Bölge adliye
mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen
başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü
halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
RET İSTEMİ ÜZERİNE
VERİLECEK KARARLAR VE BAŞVURULACAK KANUN YOLLARI
Madde 28 - (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin
kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna
gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.
REDDİ İSTENEN HÂKİMİN
YAPABİLECEĞİ İŞLEMLER
Madde 29 - (1) Reddi istenen hâkim, ret
hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri
yapar.
(2) Ancak, hâkimin oturum
sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma
ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı
Madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret
konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun
katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin
kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle
yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
HÂKİMİN ÇEKİNMESİ VE
İNCELEME MERCİİ
Madde 30 - (1) Hâkim, yasaklılığını
gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya
mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
(2) Hâkim, tarafsızlığını
şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun
olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya
bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
(3) Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu Madde hükmü uygulanır.
RET İSTEMİNİN GERİ
ÇEVRİLMESİ
Madde 31 - (1) Mahkeme, kovuşturma evresinde
ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde
yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili
gösterilmemişse.
c) Ret isteminin
duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret
istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek
hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara
karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
ZABIT KÂTİBİNİN REDDİ
VEYA ÇEKİNMESİ
Madde 32 - (1) Bu Bölümde yazılı hükümler
zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.
(2) Zabıt kâtibinin reddi
veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri bildirerek görevden çekinmesi
hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından
verilir.
(3) Aynı işte zabıt
kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında veya çekinmelerine karar
verecek merci, hâkime göre belirlenir.
İKİNCİ KISIM:
KARARLAR, AÇIKLANMASI VE TEBLİĞİ, SÜRELER VE ESKİ HÂLE GETİRME
BİRİNCİ BÖLÜM:
KARARLAR, AÇIKLANMASI VE TEBLİĞİ
KARARLARIN VERİLMESİ
USULÜ
Madde 33 - (1) Duruşmada verilecek
kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer
ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının
yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.
KARARLARIN GEREKÇELİ
OLMASI
Madde 34 - (1) Hâkim ve mahkemelerin her
türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında
230 uncu Madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da
gösterilir.
(2) Kararlarda,
başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.
KARARLARIN AÇIKLANMASI
VE TEBLİĞİ
Madde 35 - (1) İlgili tarafın yüzüne karşı
verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
(2) Koruma tedbirlerine
ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya
mahkeme kararları, ... hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.
(3) İlgili taraf serbest
olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup
anlatılır.
TEBLİGAT VE YAZIŞMA
USULÜ
Madde 36 - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim,
her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum
ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.
(2) İnfaz edilecek
kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
TEBLİGAT USULLERİ
Madde 37 - (1) Tebligat, bu Kanunda
belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen
hükümlere göre yapılır.
(2) Uluslararası
andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim
araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat,
iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
CUMHURİYET
BAŞSAVCILIĞINA YAPILAN TEBLİGAT
Madde 38 - (1) Cumhuriyet Başsavcılığına
yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur.
Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından evrakın aslına yazılır.
İKİNCİ BÖLÜM: SÜRELER
VE ESKİ HÂLE GETİRME
SÜRELERİN HESAPLANMASI
Madde 39 - (1) Gün ile belirlenen süreler,
tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.
(2) Süre, hafta olarak
belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla
karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
(3) Süre, ay olarak
belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı
olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla
karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.
(4) Son gün bir tatile
rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.
ESKİ HÂLE GETİRME
Madde 40 - (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi
geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru
hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.
ESKİ HÂLE GETİRME
DİLEKÇESİ
Madde 41 - (1) Eski hâle getirme dilekçesi,
engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin
işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.
(2) Dilekçe sahibi,
sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de
ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de
yerine getirilir.
ESKİ HÂLE GETİRME
DİLEKÇESİ ÜZERİNE VERİLECEK KARAR
Madde 42 - (1) Süresi içinde usul işlemi
yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi
hakkında da o mahkeme karar verir.
(2) Eski hâle getirme
isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz
yoluna gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme
dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine
getirmeyi erteleyebilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM:
TANIKLIK, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ VE KEŞİF
BİRİNCİ BÖLÜM:
TANIKLIK
TANIKLARIN ÇAĞRILMASI
Madde 43 - (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile
çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde
tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan
getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar
hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon,
telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de
yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın
devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün
ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi
takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı
konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
(5) Bu Madde hükümleri,
kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak
dinlenmesi halinde uygulanabilir.
ÇAĞRIYA UYMAYAN
TANIKLAR
Madde 44 - (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp
da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve
gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının
tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini
haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.
(2) Fiilî hizmette
bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla
infaz olunur.
TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Madde 45 - (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan
çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın
nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa
bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın
kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın
üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla
aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl
hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini
anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık
olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin
çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan
çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri
bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
MESLEK VE SÜREKLİ
UĞRAŞILARI SEBEBİYLE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Madde 46 - (1) Meslekleri ve sürekli
uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları
şunlardır:
a) Avukatlar veya
stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri
yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş
hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek
veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların
yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde
görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet
verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın
(a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı
halinde, tanıklıktan çekinemez.
DEVLET SIRRI
NİTELİĞİNDEKİ BİLGİLERLE İLGİLİ TANIKLIK
Madde 47 - (1) Bir suç olgusuna ilişkin
bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması,
Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar
verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek
nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
(2) Tanıklık konusu
bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme
hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya
mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu
açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu Madde hükmü, hapis
cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak
uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının
tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi
hususunu kendisi takdir eder.
KENDİSİ VEYA YAKINLARI
ALEYHİNE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Madde 48 - (1) Tanık, kendisini veya 45 inci
Maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına
uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap
vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
TANIKLIKTAN ÇEKİNME
SEBEBİNİN BİLDİRİLMESİ
Madde 49 - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim
veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci
Maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan
olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.
YEMİN VERİLMEYEN
TANIKLAR
Madde 50 - (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz
dinlenir:
a) Dinlenme sırasında
onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne
sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya
kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu
kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten
şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
TANIKLIKTAN
ÇEKİNEBİLECEK KİMSENİN ÇEKİNMEMESİ
Madde 51 - (1) 45 inci Madde gereğince
tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin
takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun
kendisine bildirilmesi gereklidir.
TANIKLARIN DİNLENMESİ
Madde 52 - (1) Her tanık, ayrı ayrı ve
sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma
evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine
ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi
sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;
a) Mağdur çocukların,
b) Duruşmaya getirilmesi
mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu
olan kişilerin,
Tanıklığında bu kayıt
zorunludur.
(4) Üçüncü fıkra hükmünün
uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza
muhakemesinde kullanılır.
TANIĞA GÖREVİNİN
ÖNEMİNİ ANLATMA
Madde 53 - (1) Tanığa;
a) Dinlenmeden önce,
gerçeği söylemesinin önemi,
b) Gerçeği söylememesi
halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği
hususunda yemin edeceği,
d) Duruşmada mahkeme
başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği,
Anlatılır
TANIKLARA YEMİN
VERİLMESİ
Madde 54 - (1) Tanıklar, tanıklıktan önce
ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla
dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından
sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.
YEMİNİN BİÇİMİ
Madde 55 - (1) Tanığa verilecek yemin,
tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım
üzerine yemin ederim." ve 54 üncü Maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi
hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken
herkes ayağa kalkar.
YEMİNİN YERİNE
GETİRİLMESİ, SAĞIR VEYA DİLSİZİN YEMİNİ
Madde 56 - (1) Tanık, yüksek sesle tekrar
ederek veya okuyarak yemin eder.
(2) Okuma ve yazma bilen
sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin
ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan
bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.
TANIĞIN TEKRAR
DİNLENMESİ
Madde 57 - (1) Yemin ile dinlenen tanığın
aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde,
yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.
TANIĞA İLK ÖNCE
SORULACAK HUSUSLAR VE TANIĞIN KORUNMASI
Madde 58 - (1) Tanığa, ilk önce adı,
soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin
adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye
kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle
şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak
dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları
açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için
gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları
hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin
saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim
veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.
(3) Hazır bulunanların
huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike
başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından
tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da
tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma
yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin
yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin
sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.
(5) İkinci, üçüncü ve
dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
TANIĞA SÖYLENECEK
ŞEYLER VE SORULACAK SORULAR
Madde 59 - (1) Tanık, dinlenmeden önce
hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık
hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin
bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.
(2) Tanıklık edilen
konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince
değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.
TANIKLIKTAN VE YEMİNDEN
SEBEPSİZ ÇEKİNME
Madde 60 - (1) Yasal bir sebep olmaksızın
tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere
hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava
hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin
hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması
halinde, derhâl serbest bırakılır.
(2) Bu tedbirleri almaya
naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi
yetkilidir.
(3) Davanın görüldüğü
sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle
uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez.
(4) Disiplin hapsi kararına
itiraz edilebilir.
TANIĞA VERİLECEK
TAZMİNAT VE GİDERLER
Madde 61 - (1) Cumhuriyet savcısı veya
mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet
Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir
tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol
giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de
karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne
istinaden ödenmesi gereken tazminat ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harç
alınmaksızın, ödenir.
İKİNCİ BÖLÜM:
BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ
BİLİRKİŞİLERE
UYGULANACAK HÜKÜMLER
Madde 62 - (1) Tanıklara ilişkin hükümlerden
aşağıdaki Maddelere aykırı olmayanlar bilirkişiler hakkında da uygulanır.
BİLİRKİŞİNİN ATANMASI
Madde 63 - (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya
teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına
re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın,
müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak
hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı
konularda bilirkişi dinlenemez.
(2) Bilirkişi atanması ve
gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya
mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler
reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcısı da bu Maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.
BİLİRKİŞİ OLARAK
ATANABİLECEKLER
Madde 64 - (1) Bilirkişiler, il adlî yargı adalet
komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya
tüzel kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler, yalnız
bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil, diğer illerde
oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler. Bu listelerin
düzenlenmesine veya listelerde yer verilenlerin çıkarılmalarına ilişkin esas ve
usuller, yönetmelikte gösterilir.
(2) Atama kararında,
gerekçesi de gösterilmek suretiyle, birinci fıkrada belirtilen listelere
girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilir.
(3) Kanunların belirli
konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar. Ancak kamu
görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak
atanamazlar.
(4) Bilirkişi olarak
atanan bir tüzel kişi ise, kendisi adına incelemeyi yapacak gerçek kişi veya
kişilerin isimlerini, bilirkişi atayacak yargı merciinin onayına sunar.
(5) Listelere kaydedilen
bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda "Görevimi adalete
bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime
namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin
ederler. Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.
(6) Listelerde yer
almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci
huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin
yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve
bilirkişi tarafından imzalanır.
(7) Engel bulunan
hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur. Ancak bu
hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur.
BİLİRKİŞİLİĞİ KABUL
YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Madde 65 - (1) Aşağıda belirtilen kişi
veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişilikle
görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü Maddede belirtilen listelerde yer almış
bulunanlar.
b) İncelemenin yapılması
için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.
c) İncelemenin yapılması
için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.
ATAMA KARARI VE
İNCELEMELERİN YÜRÜTÜLMESİ
Madde 66 - (1) Bilirkişi incelemesi
yaptırılmasına ilişkin kararda, cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre
belirtilir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu
kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin
gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilir.
(2) Belirlenen süre
içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu durumda
bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi
sebebiyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. Bu
bilirkişi, 64 üncü Maddede öngörülen listelerden çıkarılabileceği gibi; gecikme
dolayısıyla uğranılmış zararları ödemesine de karar verilebilir.
(3) Bilirkişi, görevini,
kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde yerine getirir, gerektiğinde bu
mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında bilgi verir, yararlı görülecek
tedbirlerin alınmasını isteyebilir.
(4) Bilirkişi, görevini
yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki
kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen
bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya
Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir
araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan kişiler yemin eder ve
verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir bölümü olarak dosyaya
konulur.
(5) İlgililer de
merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik nitelikte bilgiler
verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri dinlemeleri veya bazı
araştırmaların yapılması hususlarında karar verilmesini isteyebilir.
(6) Gerekli olması
halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim
veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin
verebilir. Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine
getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi
bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.
(7) Bilirkişiye inceleyeceği
şeyler mühür altında verilmeden önce bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu
hususlar bir tutanakla belirlenir. Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden
konulmasını yine tutanakla belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.
BİLİRKİŞİ RAPORU,
UZMAN MÜTALAASI
Madde 67 - (1) İncelemeleri sona erdiğinde
bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu,
kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili
mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir
veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.
(2) Birden çok atanmış
bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar
üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
(3) Bilirkişi raporunda,
hâkim tarafından yapılması gereken hukukî değerlendirmelerde bulunulamaz.
(4) Bilirkişi tarafından
düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana,
vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan
verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi
incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya
itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere
Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya
kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün
içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı,
katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama
konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında
değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel
mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
DURUŞMADA BİLİRKİŞİNİN
AÇIKLAMASI
Madde 68 - (1) Mahkeme, her zaman
bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden
birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları açıklamalardan
sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler
duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp birbirinden ayrı
olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
(3) Cumhuriyet
savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî
temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada
dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
BİLİRKİŞİNİN REDDİ
Madde 69 - (1) Hâkimin reddini gerektiren
sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, ret hakkını
kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme tarafından atanan bilirkişinin adı ve
soyadı, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip olanlara bildirilir.
(3) Ret istemini davayı
görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler. Soruşturma evresinde, Cumhuriyet
savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hâkimince incelenir. Reddi
isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı olguları göstererek açıklamakla
yükümlüdür.
BİLİRKİŞİLİKTEN
ÇEKİNME, BİLİRKİŞİ OLARAK DİNLENEMEYENLER
Madde 70 - (1) Tanıklıktan çekinmeyi
gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli
diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.
GÖREVİNİ YAPMAYAN
BİLİRKİŞİ HAKKINDAKİ İŞLEM
Madde 71 - (1) Usulünce çağrıldığı hâlde
gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler
hakkında 60 ıncı Maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.
BİLİRKİŞİ GİDER VE
ÜCRETİ
Madde 72 - (1) Bilirkişiye, inceleme ve
seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bir ücret ödenir.
SAHTE PARA VE DEĞERLER
ÜZERİNDE YAPILACAK İNCELEMELER
Madde 73 - (1) Para ve Devlet tarafından
çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik
suçlarında, elkonulan para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını tedavüle
çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.
(2) Yabancı devletlerin
paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının görüşlerinin
alınmasına karar verilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: GÖZLEM
ALTINA ALINMA, MUAYENE, KEŞİF VE OTOPSİ
GÖZLEM ALTINA ALINMA
Madde 74 - (1) Fiili işlediği yolunda
kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını,
akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları
üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet
savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem
altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde
mahkeme tarafından karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın
müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç
haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun
istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir;
ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma
kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini
durdurur.
(5) Bu Madde hükmü, 223
üncü Maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi
gereken hâllerde de uygulanır.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN
BEDEN MUAYENESİ VE VÜCUDUNDAN ÖRNEK ALINMASI
Madde 75 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./2.mad)
(1) Bir suça ilişkin
delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi
yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç,
tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun
istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının
kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya
mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz
kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi
yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi
için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması
gerekir.
(3) İç beden muayenesi
veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya
sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya
anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan
daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi
yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak
gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu Madde gereğince
alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki
alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.
DİĞER KİŞİLERİN BEDEN
MUAYENESİ VE VÜCUTTAN ÖRNEK ALINMASI
Madde 76 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./3.mad)
(1) Bir suça ilişkin
delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden muayenesi
yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç,
tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve
cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya
da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört
saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme,
yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve
elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) Mağdurun rızasının
varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre
karar alınmasına gerek yoktur.
(3) Çocuğun soy bağının
araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi için
birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.
(4) Tanıklıktan çekinme
sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından kaçınılabilir. Çocuk
ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir. Çocuk
veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek
durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık
ise bu konuda hâkim tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen
deliller davanın ileri aşamalarında şüpheli veya sanık olmayan kanunî
temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
(5) Bu Madde gereğince
verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
KADININ MUAYENESİ
Madde 77 - (1) Kadının muayenesi, istemi
halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.
MOLEKÜLER GENETİK
İNCELEMELER
Madde 78 - (1) 75 ve 76 ncı maddelerde
öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen
bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için
zorunlu olması halinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler
üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra
uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan
beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu halde
de uygulanır.
HÂKİMİN KARARI VE
İNCELEME YAPILMASI
Madde 79 - (1) 78 inci Madde uyarınca
moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda
inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
(2) Yapılacak incelemeler
için resmen atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya
kovuşturmayı yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya
kovuşturmayı yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı
bir birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler.
Bu kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler
genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini
önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve
soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.
GENETİK İNCELEME
SONUÇLARININ GİZLİLİĞİ
Madde 80 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./4.mad)
(1) 75, 76 ve 78 inci
Madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları,
kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini
öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez.
(2) Bu bilgiler,
kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi,
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi
hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus
dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.
FİZİK KİMLİĞİN TESPİTİ
Madde 81 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./5.mad)
(1) Üst sınırı iki yıl
veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya
sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının
emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış
olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda
alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.
(2) Kovuşturmaya yer
olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu
kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa
geçirilir.
YÖNETMELİK
Madde 82 - (1) 75 ilâ 81 inci Maddelerde
öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.
KEŞİF
Madde 83 - (1) Keşif, hâkim veya mahkeme veya
naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var
olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen
delillerin yokluğu da yazılır.
KEŞİFTE, TANIK VEYA
BİLİRKİŞİNİN DİNLENMESİNDE BULUNABİLECEKLER
Madde 84 - (1) Keşif yapılması sırasında
şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
(2) Tanık veya
bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin
uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya
bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Mağdur, şüpheli veya
sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel
olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
(4) Bu işlerde hazır
bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla,
işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
(5) Şüpheli veya sanık
tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde
keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
YER GÖSTERME
Madde 85 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./6.mad)
(1) Cumhuriyet savcısı,
kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme
işlemi yaptırabilir. 250 nci Maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar
söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya
yetkilidir.
(2) Soruşturmayı
geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında hazır
bulunabilir.
(3) Yer gösterme işlemi,
169 uncu Maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.
ÖLÜNÜN KİMLİĞİNİ
BELİRLEME VE ADLÎ MUAYENE
Madde 86 - (1) Engelleyici sebepler
olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve
özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir
şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.
(2) Ölünün adlî
muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm
bulgular saptanır.
(3) Bu muayene,
Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.
OTOPSİ
Madde 87 - (1) Otopsi, Cumhuriyet savcısının
huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin
mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil
tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk
bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi
raporunda açıkça belirtilir.
(2) Otopsi, cesedin
durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını
gerektirir.
(3) Ölümünden hemen
önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi
verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın
seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
(4) Gömülmüş bulunan bir
ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu
husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde
mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını
tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına
derhâl bildirilir.
(5) Yukarıdaki fıkralarda
sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır.
YENİ DOĞANIN CESEDİNİN
ADLÎ MUAYENESİ VEYA OTOPSİ
Madde 88 - (1) Yeni doğanın cesedi üzerinde
adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam
bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak
yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya
yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.
ZEHİRLENME ŞÜPHESİ
ÜZERİNE YAPILACAK İŞLEM
Madde 89 - (1) Zehirlenme şüphesi olan
hâllerde organlardan parça alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı
tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli Maddeler,
görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.
(2) Cumhuriyet savcısı
veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde
yapılmasına karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ KISIM: KORUMA
TEDBİRLERİ
BİRİNCİ BÖLÜM:
YAKALAMA VE GÖZALTI
YAKALAMA VE YAKALANAN
KİŞİ HAKKINDA YAPILACAK İŞLEMLER
Madde 90 - (1) Aşağıda belirtilen hâllerde,
herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken
rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden
dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini
belirleme olanağının bulunmaması.
(2) Kolluk görevlileri,
tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma
olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
(3) Soruşturma ve
kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl
hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz
bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı
değildir.
(4) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./7.mad) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine
veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan
kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
(5) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./7.mad) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim
edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında
Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
(6) Yakalama emrine konu
işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının
ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından
yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
GÖZALTI
Madde 91 - (1) Yukarıdaki Maddeye göre
yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın
tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik cümle:
25/05/2005-5353 S.K./8.mad) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya
mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren
yirmidört saati geçemez. (Ek cümle: 25/05/2005-5353 S.K./8.mad) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla
olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu
tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini
düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır.
(3) Toplu olarak işlenen
suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu
nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü
geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.
Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
(4) Yakalama işlemine,
gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının
yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da
birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak
için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak
üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu
sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın
yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl
soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar
verilir.
(5) Gözaltı süresinin
dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında
yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve
Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi
uygulanamaz.
(6) Gözaltına alınan kişi
bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp
sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
GÖZALTI İŞLEMLERİNİN
DENETİMİ
Madde 92 - (1) Cumhuriyet başsavcıları veya
görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak,
gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma
odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini,
gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu
Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.
YAKALANAN VEYA
TUTUKLANAN KİŞİLERİN NAKLİ
Madde 93 - (1) Yakalanan veya tutuklanarak
bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya
başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine
ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.
YAKALANAN KİŞİNİN
MAHKEMEYE GÖTÜRÜLMESİ
Madde 94 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./9.mad)
(1) Hâkim veya mahkeme
tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde
yakalanan kişi, en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne
çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır;
serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa zamanda
gönderilmek üzere tutuklanır.
YAKALANAN VEYA
GÖZALTINA ALINANIN DURUMUNUN YAKINLARINA BİLDİRİLMESİ
Madde 95 - (1) Şüpheli veya sanık
yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında,
Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye
gecikmeksizin haber verilir.
(2) Yakalanan veya
gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu,
vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
YAKALAMANIN İLGİLİLERE
BİLDİRİLMESİ
Madde 96 - (1) Soruşturma ve kovuşturması
şikâyete bağlı olan suç hakkında 90 ıncı Maddenin üçüncü fıkrasına göre
şikâyetten önce şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve bunlar
birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.
YAKALAMA TUTANAĞI
Madde 97 - (1) Yakalama işlemi bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi
yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk
mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır.
YAKALAMA EMRİ VE
NEDENLERİ
Madde 98 - (1) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./10.mad) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya
çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh
ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama
isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama
emri düzenlenebilir.
(2) Yakalanmış iken
kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza
infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve
kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
(3) Kovuşturma evresinde
kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
(4) Yakalama emrinde,
kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında
nereye gönderileceği gösterilir.
YÖNETMELİK
Madde 99 - (1) Gözaltına alınan kişilerin
bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi
görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,
gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına
alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların
tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk
tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak
kurallar, yönetmelikte gösterilir.
İKİNCİ BÖLÜM:
TUTUKLAMA
TUTUKLAMA NEDENLERİ
Madde 100 - (1) Kuvvetli suç şüphesinin
varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,
şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi
beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama
kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde
bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın
kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın
davranışları;
1. Delilleri yok etme,
gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya
başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli
şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların
işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (Madde 76, 77, 78),
2. Kasten öldürme (Madde
81, 82, 83),
3. (Ek bent: 06/12/2006 -
5560 S.K.17.md) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve
neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
4. İşkence (Madde 94, 95)
5. Cinsel saldırı
(birinci fıkra hariç, Madde 102),
6. Çocukların cinsel
istismarı (Madde 103),
7. (Ek bent: 06/12/2006 -
5560 S.K.17.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
8. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
9. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
10. Devletin Güvenliğine
Karşı Suçlar (Madde 302, 303, 304, 307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu
Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve
4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı
fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
Maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve
6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu Maddesinin dört ve beşinci fıkralarında
tanımlanan kasten orman yakma suçları.
(4) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./11.mad) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis
cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı
verilemez.
TUTUKLAMA KARARI
Madde 101 - (1) Soruşturma evresinde
şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi
tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka
gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten
hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya,
tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin
kararlarda hukukî ve fiilî nedenler ile gerekçeleri gösterilir. Kararın içeriği
şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak
suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama
istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından
görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı
verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
(5) Bu Madde ile 100 üncü
Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
TUTUKLULUKTA GEÇECEK
SÜRE
Madde 102 - (1) (Değişik fıkra: 06/12/2006 -
5560 S.K.18.md) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk
süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri
gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza
mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu
süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi
toplam üç yılı geçemez.
(3) Bu Maddede öngörülen
uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin
görüşleri alındıktan sonra verilir.
CUMHURİYET SAVCISININ
TUTUKLAMA KARARININ GERİ ALINMASINI İSTEMESİ
Madde 103 - (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin
adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden
isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı
istemde bulunabilirler. (Madde metninden çıkarılan cümle: 25/05/2005-5353
S.K./12.mad)
(2) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu
kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer
olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN
SALIVERİLME İSTEMLERİ
Madde 104 - (1) Soruşturma ve kovuşturma
evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın
tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar
verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.
(3) Dosya bölge adliye
mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,
bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel
Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen
de verilebilir.
USUL
Madde 105 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./13.mad)
(1) 103 ve 104 üncü
Maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,
sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne,
reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.
SALIVERİLENİN
YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Madde 106 - (1) Salıverilmeden önce şüpheli
veya sanık, yetkili yargı merciine veya tutukevinin müdürüne adresini ve varsa
telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür.
(2) Şüpheli veya sanığa
soruşturmanın veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, yeniden
beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği
adreslerdeki her türlü değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara
uygun hareket etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı
bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri içeren tutanak
veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı veya örneği yargı merciine
gönderilir.
TUTUKLANANIN DURUMUNUN
YAKINLARINA BİLDİRİLMESİ
Madde 107 - (1) Tutuklamadan ve tutuklamanın
uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir
kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
(2) Ayrıca, soruşturmanın
amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya
belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.
(3) Şüpheli veya sanık
yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde,
vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
TUTUKLULUĞUN
İNCELENMESİ
Madde 108 - (1) Soruşturma evresinde
şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler
itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde
hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun
incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da
istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme,
tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip
gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında
ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:ADLÎ
KONTROL
ADLÎ KONTROL
Madde 109 - (1) 100 üncü Maddede belirtilen
tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis
cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin
tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama
yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol,
şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi
tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından
belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği
merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin
veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları
veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz
karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu,
uyarıcı veya uçucu Maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla,
hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları
kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal
durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok
taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce
belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak
veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî
emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç
mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye
bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini
yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı
düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
(4) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./14.mad) *1* Şüphelinin, üçüncü fıkranın (a) ve (f)
bentlerinde yazılı yükümlülüklere tâbi tutulması bakımından, birinci fıkrada
belirtilen süre sınırı dikkate alınmaz.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet
savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî
uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında
geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez.
Bu hüküm, Maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde belirtilen hallerde
uygulanmaz.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.19.md) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle
salıverilenler hakkında birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
ADLÎ KONTROL KARARI VE
HÜKMEDECEK MERCİLER
Madde 110 - (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının
istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında
adlî kontrol altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet
savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok
yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri
bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan
bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
(3) 109 uncu Madde ile bu
Madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri
tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.
ADLÎ KONTROL KARARININ
KALDIRILMASI
Madde 111 - (1) Şüpheli veya sanığın istemi
üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110
uncu Maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin
kararlara itiraz edilebilir.
TEDBİRLERE UYMAMA
Madde 112 - (1) Adlî kontrol hükümlerini
isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis
cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı
verebilir.
GÜVENCE
Madde 113 - (1) Şüpheli veya sanık tarafından
gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:
a) Şüpheli veya sanığın
bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer
yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
b) Aşağıda gösterilen
sıraya göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı
masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme;
şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa
nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları.
(2) Şüpheli veya sanığı
güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı
ayrı gösterilir.
ÖNCEDEN ÖDETME
Madde 114 - (1) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet
savcısı, şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını
karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan kısımlarının, istedikleri
takdirde, mağdura veya nafaka alacaklılarına verilmesini emredebilir.
(2) Soruşturma ve
kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle, mağdur veya nafaka
alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli veya sanığın rızası
olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir.
GÜVENCENİN GERİ
VERİLMESİ
Madde 115 - (1) Hükümlü, 113 üncü Maddenin
birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise
güvencenin 113 üncü Maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı
Maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine
geri verilir.
(2) Güvencenin, suç
mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya
yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri
verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir
yazılır.
(3) Hükümlülük hâlinde
güvence 113 üncü Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hükümlere
göre kullanılır, fazlası geri verilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: ARAMA
VE ELKOYMA
ŞÜPHELİ VEYA SANIKLA
İLGİLİ ARAMA
Madde 116 - (1) Yakalanabileceği veya suç
delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya
sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
DİĞER KİŞİLERLE İLGİLİ
ARAMA
Madde 117- (1) Şüphelinin veya sanığın
yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir
kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
(2) Bu hâllerde aramanın
yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde
bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.
(3) Bu sınırlama,
şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği yerler
hakkında geçerli değildir.
GECE YAPILACAK ARAMA
Madde 118 - (1) Konutta, işyerinde veya
diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz.
(2) Suçüstü veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup
da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla
yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
ARAMA KARARI
Madde 119 - (1) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./15.mad) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı
hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama
yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda
arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet
savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan
arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
(2) Arama karar veya
emrinde;
a) Aramanın nedenini
oluşturan fiil,
b) Aranılacak kişi, aramanın
yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
c) Karar veya emrin
geçerli olacağı zaman süresi,
Açıkça gösterilir.
(3) Arama tutanağına
işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. ...
(4) Cumhuriyet savcısı
hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için
o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
(5) Askerî mahallerde
yapılacak arama, ... Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî
makamlar tarafından yerine getirilir.
ARAMADA HAZIR
BULUNABİLECEKLER
Madde 120 - (1) Aranacak yerlerin sahibi
veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi
veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte
oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur.
(2) 117 nci Maddenin
birinci fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve bulunmazsa yerine çağrılacak
kişiye, aramaya başlamadan önce aramanın amacı hakkında bilgi verilir.
(3) Kişinin avukatının
aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
ARAMA SONUNDA
VERİLECEK BELGE
Madde 121 - (1) Aramanın sonunda hakkında
arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci Maddelere
göre yapıldığını ve 116 ncı Maddede gösterilen durumda soruşturma veya
kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine
elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer
şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir.
(2) Birinci fıkrada
belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin, elkonulan
eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir.
(3) Koruma altına alınan
veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır ve bu eşya resmî mühürle
mühürlenir veya bir işaret konulur.
BELGE VEYA KÂĞITLARI
İNCELEME YETKİSİ
Madde 122 - (1) Hakkında arama işlemi
uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı
ve hâkime aittir.
(2) Belge ve kâğıtların
zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de koyabilir veya imzasını atabilir. İleride
mührün kaldırılmasına ve kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde bu işlemin
yapılmasında hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya
vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır.
(3) İnceleme sonucu
soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı anlaşılan belge veya
kâğıtlar ilgilisine geri verilir.
EŞYA VEYA KAZANCIN
MUHAFAZA ALTINA ALINMASI VE BUNLARA ELKONULMASI
Madde 123 - (1) İspat aracı olarak yararlı
görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı
değerleri, muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran
kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
İSTENEN EŞYAYI
VERMEYENLER HAKKINDA YAPILACAK İŞLEM
Madde 124 - (1) 123 üncü Maddede yazılı eşya
veya diğer malvarlığı değerlerini yanında bulunduran kişi, istem üzerine bu
şeyi göstermek ve teslim etmekle yükümlüdür.
(2) Kaçınma hâlinde bu
şeyin zilyedi hakkında 60 ıncı Maddede yer alan disiplin hapsine ilişkin
hükümler uygulanır. Ancak, şüpheli veya sanık ya da tanıklıktan
çekinebilecekler hakkında bu hüküm uygulanmaz.
İÇERİĞİ DEVLET SIRRI
NİTELİĞİNDEKİ BELGELERİN MAHKEMECE İNCELENMESİ
Madde 125 - (1) Bir suç olgusuna ilişkin
bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
(2) Devlet sırrı
niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti
tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu
açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı
tarafından tutanağa kaydettirilir.
(3) Bu Madde hükmü, hapis
cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak
uygulanır.
ELKONULAMAYACAK
MEKTUPLAR, BELGELER
Madde 126 - (1) Şüpheli veya sanık ile 45
ve 46 ncı Maddelere göre tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki
mektuplara ve belgelere; bu kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.
ELKOYMA KARARINI VERME
YETKİSİ
Madde 127 - (1) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı
hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma
işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin
açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
(3) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi,
yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını
elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma
kendiliğinden kalkar.
(4) Zilyedliğinde bulunan
eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu
konuda bir karar verilmesini isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi,
suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
(6) Askerî mahâllerde
yapılacak elkoyma işlemi, ... Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla
askerî makamlar tarafından yerine getirilir.
TAŞINMAZLARA, HAK VE
ALACAKLARA ELKOYMA
Madde 128 - (1) Soruşturma veya kovuşturma
konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe
sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava
ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî
kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel
kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu
şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa
mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı
değerlerine,
Elkonulabilir. Bu
taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan
başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi
yapılabilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda
tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (Madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (Madde 79, 80),
3. Hırsızlık (Madde 141,
142),
4. Yağma (Madde 148,
149),
5. Güveni kötüye kullanma
(Madde 155),
6. Dolandırıcılık (Madde
157, 158),
7. Hileli iflas (Madde
161),
8. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
9. Parada sahtecilik
(Madde 197),
10. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (Madde 220),
11. İhaleye fesat
karıştırma (Madde 235),
12. Edimin ifasına fesat
karıştırma (Madde 236),
13. Zimmet (Madde 247),
14. İrtikap (Madde 250)
15. Rüşvet (Madde 252),
16. Devletin Güvenliğine
Karşı Suçlar (Madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
17. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315) suçları,
18. Devlet Sırlarına
Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337)
suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22
nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması
kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava
ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu
sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî
kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla
ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu
karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı
alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik
işlemler geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık paylarına
elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret
sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur.
Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ
edilir.
(7) Hak ve alacaklara
elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla
derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel
kişiye ayrıca tebliğ edilir.
(8) Bu Madde hükmüne göre
alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza
Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu
Maddesi hükümleri uygulanır.
(9) Bu Madde hükmüne göre
elkoymaya ancak hâkim karar verebilir.
POSTADA ELKOYMA
Madde 129 - (1) Suçun delillerini
oluşturduğundan şüphe edilen ve gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturma ve
kovuşturmada adliyenin eli altında olması zorunlu sayılıp, posta hizmeti veren
her türlü resmî veya özel kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile
elkonulabilir.
(2) Hâkim kararının veya
Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine bildirilmesi üzerine elkoyma işlemini
yerine getiren kolluk memurları, birinci fıkrada belirtilen gönderilerin içinde
bulunduğu zarfları veya paketleri açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili posta
görevlilerinin huzuru ile mühür altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya
emrini veren hâkim veya Cumhuriyet savcısına teslim edilir.
(3) Soruşturma ve
kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı bulunmadıkça, alınmış tedbirler
ilgililere bildirilir.
(4) Açılmamasına veya
açılıp da içeriği bakımından adliyenin eli altında tutulmasına gerek
bulunmadığına karar verilen gönderiler, hemen ilgililerine teslim olunur.
AVUKAT BÜROLARINDA ARAMA,
ELKOYMA VE POSTADA ELKOYMA
Madde 130 - (1) Avukat büroları ancak mahkeme
kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının
denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada
hazır bulundurulur.
(2) Arama sonucu
elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat,
baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili
arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey
ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve
bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden,
kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan
şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında,
elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar
ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde
verilir.
(3) Postada elkoyma
durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden
avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.
ELKONULAN EŞYANIN
İADESİ
Madde 131 - (1) Şüpheliye, sanığa veya
üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından
muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması
halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim
veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz
edilebilir.
(2) 128 inci Madde
hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar
gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması
halinde, sahibine iade edilir.
ELKONULAN EŞYANIN
MUHAFAZASI VEYA ELDEN ÇIKARILMASI
Madde 132 - (1) Elkonulan eşya, zarara
uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı
halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.
(2) Elden çıkarma kararı,
soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir.
(3) Karar verilmeden önce
eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler dinlenir; elden
çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.
(4) Elkonulan eşyanın
değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler alınır.
(5) Elkonulan eşya,
soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme
tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl
iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir
kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da
bağlanabilir.
(6) Elkonulan eşya, delil
olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi
karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere kararının
konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.
ŞİRKET YÖNETİMİ İÇİN
KAYYIM TAYİNİ
Madde 133 - (1) Suçun bir şirketin
faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde;
soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin
yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim
organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı
veya yönetim organının yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça
belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer
uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin
kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır.
Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer
olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket
bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden
karşılanır.
(3) İlgililer, atanan
kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu Madde hükümleri
ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (Madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
3. Parada sahtecilik
(Madde 197),
4. Fuhuş (Madde 227),
5. Kumar oynanması için
yer ve imkân sağlama (Madde 228),
6. Zimmet (Madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
8. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22
nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
BİLGİSAYARLARDA,
BİLGİSAYAR PROGRAMLARINDA VE KÜTÜKLERİNDE ARAMA, KOPYALAMA VE ELKOYMA
Madde 134 - (1) Bir suç dolayısıyla yapılan
soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve
bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına,
bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin
hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.
(2) Bilgisayar,
bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden
dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün
yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere
elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması
halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya
bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin
yedeklemesi yapılır.
(4) İstemesi halinde, bu
yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus
tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya
bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya
bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu
husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
BEŞİNCİ BÖLÜM:
TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN DENETLENMESİ
İLETİŞİMİN TESPİTİ,
DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASI
Madde 135 - (1) (Değişik cümle:
25/05/2005-5353 S.K./17.mad) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve
kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve
başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli
veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir,
dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.
Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en
geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.
(2) Şüpheli veya sanığın
tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda
alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar
derhâl yok edilir.
(3) Birinci fıkra hükmüne
göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin
kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını
tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir
kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. (Ek
cümle: 25/05/2005-5353 S.K./17.mad) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde
işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla
olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.
(4) Şüpheli veya sanığın
yakalanabilmesi için, ... mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu
hususa ilişkin olarak verilen kararda, ... mobil telefon numarası ve tespit
işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir; bu
süre, bir defa daha uzatılabilir.
(5) Bu Madde hükümlerine
göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.
(6) Bu Madde kapsamında
dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler
ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (Madde 79, 80),
2. Kasten öldürme (Madde
81, 82, 83),
3. İşkence (Madde 94,
95),
4. Cinsel saldırı
(birinci fıkra hariç, Madde 102),
5. Çocukların cinsel
istismarı (Madde 103),
6. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
7. Parada sahtecilik
(Madde 197),
8. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
9. (Ek alt bend:
25/05/2005-5353 S.K./17.mad) *1* Fuhuş (Madde 227, fıkra 3),
10. İhaleye fesat
karıştırma (Madde 235),
11. Rüşvet (Madde 252),
12. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
13. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
14. Devlet Sırlarına
Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337)
suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları.
c) (Ek bend:
25/05/2005-5353 S.K./17.mad) Bankalar Kanununun 22 nci Maddesinin (3) ve (4)
numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, *1*
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
(7) Bu Maddede belirlenen
esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla
iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.
MÜDAFİİN BÜROSU VE
YERLEŞİM YERİ
Madde 136 - (1) Şüpheli veya sanığa yüklenen
suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon
araçları hakkında, 135 inci Madde hükmü uygulanamaz.
KARARLARIN YERİNE
GETİRİLMESİ, İLETİŞİM İÇERİKLERİNİN YOK EDİLMESİ
Madde 137 - (1) 135 inci Maddeye göre
verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk
görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden
iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve
bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem
derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir.
İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir
tutanakla saptanır.
(2) 135 inci Maddeye göre
verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca
görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı
dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir.
(3) 135 inci Maddeye göre
verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına
dair karar verilmesi ya da aynı Maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının
alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl
son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar
Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum
bir tutanakla tespit edilir.
(4) Tespit ve dinlemeye
ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden
itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni,
kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.
TESADÜFEN ELDE EDİLEN
DELİLLER
Madde 138 - (1) Arama veya elkoyma koruma
tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya
kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini
uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve
durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
(2) Telekomünikasyon
yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma
veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci Maddenin altıncı
fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir
delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet
Savcılığına derhâl bildirilir.
ALTINCI BÖLÜM: GİZLİ
SORUŞTURMACI VE TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME
GİZLİ SORUŞTURMACI
GÖREVLENDİRİLMESİ
Madde 139 - (1) Soruşturma konusu suçun
işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette
delil elde edilememesi halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde Cumhuriyet savcısı kararı ile kamu görevlileri gizli soruşturmacı
olarak görevlendirilebilir.
(2) Soruşturmacının
kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin
oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli
belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.
(3) Soruşturmacı
görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona
ermesinden sonra da gizli tutulur.
(4) Soruşturmacı,
faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada
bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
delilleri toplamakla yükümlüdür.
(5) Soruşturmacı,
görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte
olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.
(6) Soruşturmacı
görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği
ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz.
(7) Bu Madde hükümleri
ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
2. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
3. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315).
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları.
c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
TEKNİK ARAÇLARLA
İZLEME
Madde 140 - (1) Aşağıdaki suçların işlendiği
hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde
edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri
ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir:
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (Madde 79, 80),
2. Kasten öldürme (Madde
81, 82, 83),
3. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
4. Parada sahtecilik
(Madde 197),
5. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
6. (Ek alt bend:
25/05/2005-5353 S.K./19.mad) *1* Fuhuş (Madde 227, fıkra 3)
7. İhaleye fesat
karıştırma (Madde 235),
8. Rüşvet (Madde 252),
9. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
10. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
11. Devlet Sırlarına
Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları.
c) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
(2) Teknik araçlarla
izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı
tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar
yirmidört saat içinde hâkim onayına sunulur.
(3) Teknik araçlarla
izleme kararı en çok dört haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde
bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. (Ek cümle: 25/05/2005-5353
S.K./19.mad) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir haftadan fazla olmamak üzere
sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.
(4) Elde edilen deliller,
yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz;
ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının
gözetiminde derhâl yok edilir.
(5) Bu Madde hükümleri,
kişinin konutunda uygulanamaz.
YEDİNCİ BÖLÜM:KORUMA
TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT
TAZMİNAT İSTEMİ
Madde 141 - (1) Suç soruşturması veya
kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen
koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar
verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi
içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan
veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden
tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak
tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu
süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına
veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı
ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya
işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle
zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya
tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun
hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları
yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama
kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer
malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması
için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri
amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Kişiler, maddî ve manevî
her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e)
ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat
hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.
TAZMİNAT İSTEMİNİN
KOŞULLARI
Madde 142 - (1) Karar veya hükümlerin
kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya
hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde
bulunulabilir.
(2) İstem, zarara
uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi
tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi
yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
(3) Tazminat isteminde
bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin
ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi
ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde
giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde
eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere
reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı
inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir
örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ
ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini
ister.
(6) İstemin ve ispat
belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine
göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her
türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./20.mad) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde
bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen
gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde
bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna
başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
TAZMİNATIN GERİ
ALINMASI
Madde 143 - (1) Kovuşturmaya yer olmadığına
ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm
edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp
mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı,
Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu
alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu
karara itiraz edilebilir.
(2) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./21.mad) Devlet, ödediği tazminattan dolayı, koruma
tedbiriyle ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine rücu eder.
(3) İftira konusunu
oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama
halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.
TAZMİNAT İSTEYEMEYECEK
KİŞİLER
Madde 144 - (1) Kanuna uygun olarak yakalanan
veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
a) Gözaltı ve tutukluluk
süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler.
b) Tazminata hak
kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun
gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
c) Genel veya özel af,
şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer
olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak
durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin
bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar
verilenler.
e) Adlî makamlar
huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek
gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.
BEŞİNCİ KISIM: İFADE
VE SORGU
BİRİNCİ BÖLÜM:İFADE
VEYA SORGU İÇİN ÇAĞRI
İFADE VEYA SORGU İÇİN
ÇAĞRI
Madde 145 - (1) İfadesi alınacak veya sorgusu
yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir;
gelmezse zorla getirileceği yazılır.
ZORLA GETİRME
Madde 146 - (1) (Değişik fıkra: 06/12/2006 -
5560 S.K.20.md) Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri
düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre
çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar
verilebilir.
(2) Zorla getirme kararı,
şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde
eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir.
(3) Zorla getirme
kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
(4) (Değişik fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.20.md) Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya
sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmidört saat
içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür
ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.
(5) (Değişik fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.20.md) Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir
zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya
çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.
(6) Zorla getirme
kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle muhtarı ile
kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.20.md) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi
ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM: İFADE VE
SORGU USULÜ
İFADE VE SORGUNUN
TARZI
Madde 147 - (1) Şüphelinin veya sanığın
ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın
kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak
cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç
anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının
bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya
sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda
olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine
baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci Madde hükmü
saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı
derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında
açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması
için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi
aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları
ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya
sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu
işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir
tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya
sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya
sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade
veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya
sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu
işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin
ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve
imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme
hâlinde bunun nedenleri.
İFADE ALMA VE SORGUDA
YASAK USULLER
Madde 148 - (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı
özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma,
işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları
kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir
yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde
edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır
bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya
sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı
olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu
işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.
ALTINCI KISIM: SAVUNMA
BİRİNCİ BÖLÜM: MÜDAFİ
SEÇİMİ, GÖREVLENDİRİLMESİ, GÖREV VE YETKİLERİ
ŞÜPHELİNİN VEYA
SANIĞIN MÜDAFİ SEÇİMİ
Madde 149 - (1) Şüpheli veya sanık,
soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin
yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa
müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde,
ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
(3) Soruşturma ve
kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme,
ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı
engellenemez, kısıtlanamaz.
MÜDAFİİN
GÖREVLENDİRİLMESİ
Madde 150 - (Değişik madde: 06/12/2006 -
5560 S.K.21.md)
(1) Şüpheli veya sanıktan
kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek
durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan
şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve
dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan
fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve
kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle
ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir.
MÜDAFİ GÖREVİNİ YERİNE
GETİRMEDİĞİNDE YAPILACAK İŞLEM VE MÜDAFİLİK GÖREVİNDEN YASAKLANMA
Madde 151 - (1) 150 nci Madde hükmüne göre
görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak
duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya
mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu
durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar
verebilir.
(2) Eğer yeni müdafi
savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum
ertelenir.
(3) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./22.mad) 149 uncu Maddeye göre seçilen veya 150 nci Maddeye
göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü Maddesinde sayılan
suçlar ile terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların müdafilik veya
vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle
kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini
üstlenmekten yasaklanabilir.
(4) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./22.mad) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi
hakkında, müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı mahkeme
tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam
ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı
olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği
itibariyle bu süreler altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa
uzatılabilir. Kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi
halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar.
(5) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./22.mad) Görevden yasaklama kararı, tutuklu veya hükümlü
ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına
bildirilir.
(6) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./22.mad) Müdafi veya vekil görevden yasaklanmış bulunduğu
sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini
üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemez.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN
BİRDEN FAZLA OLMASI HÂLİNDE SAVUNMA
Madde 152 - (1) Yararları birbirine uygun olan
birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir.
MÜDAFİİN DOSYAYI
İNCELEME YETKİSİ
Madde 153 - (1) Müdafi, soruşturma evresinde
dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız
olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya
içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını
tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh ceza
hâkiminin kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir.
(3) Yakalanan kişinin
veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı
geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adlî işlemlere ilişkin
tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./23.mad) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul
edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri
inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.
(5) Bu Maddenin içerdiği
haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
MÜDAFİ İLE GÖRÜŞME
Madde 154 - (1) Şüpheli veya sanık,
vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının
duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları
denetime tâbi tutulamaz.
KANUNÎ TEMSİLCİ VEYA
EŞİN DURUŞMADA HAZIR BULUNMASI
Madde 155 - (1) Sanığın kanunî temsilcisine
duruşma gün ve saati bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine
dinlenebilir.
(2) Sanığın eşi hakkında
da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır.
MÜDAFİİN
GÖREVLENDİRİLMESİNDE USUL
Madde 156 - (1) 150 nci Maddede yazılı olan
hâllerde, müdafi;
a) Soruşturma evresinde,
ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,
b) Kovuşturma evresinde,
mahkemenin istemi üzerine,
Baro tarafından
görevlendirilir.
(2) Yukarıda belirtilen
hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca
görevlendirilir.
(3) Şüpheli veya sanığın
kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen
avukatın görevi sona erer.
İKİNCİ KİTAP:
SORUŞTURMA
BİRİNCİ KISIM: SUÇLARA
İLİŞKİN İHBARLAR VE SORUŞTURMA
BİRİNCİ BÖLÜM: SORUŞTURMANIN
GİZLİLİĞİ, SUÇLARIN İHBARI
SORUŞTURMANIN
GİZLİLİĞİ
Madde 157 - (1) Kanunun başka hüküm koyduğu
hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma
evresindeki usul işlemleri gizlidir.
İHBAR VE ŞİKÂYET
Madde 158 - (1) Suça ilişkin ihbar veya
şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya
kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip
ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına
da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin
yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle,
ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet
yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
(6) Yürütülen soruşturma
sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun
anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde,
yargılamaya devam olunur.
ŞÜPHELİ ÖLÜMÜN İHBARI
Madde 159 - (1) Bir ölümün doğal nedenlerden
meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün
kimliğinin belirlenememesi halinde; kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık
veya cenaze işleriyle görevli kişiler, durumu derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına
bildirmekle yükümlüdürler.
(2) Birinci fıkra
kapsamına giren hallerde ölünün gömülmesi ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
verilecek yazılı izne bağlıdır.
İKİNCİ
BÖLÜM:SORUŞTURMA İŞLEMLERİ
BİR SUÇUN İŞLENDİĞİNİ
ÖĞRENEN CUMHURİYET SAVCISININ GÖREVİ
Madde 160 - (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar
veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir
öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin
gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı,
maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için,
emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine
olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını
korumakla yükümlüdür.
CUMHURİYET SAVCISININ
GÖREV VE YETKİLERİ
Madde 161 - (1) Cumhuriyet savcısı,
doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü
araştırmayı yapabilir; yukarıdaki Maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün
kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî
görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir
işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından
söz konusu işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk
görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri
emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet
savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle
yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı,
adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir.
Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu
görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi
ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle
yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından
kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile
ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu
görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini
yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları
hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve
kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri , en üst dereceli kolluk
amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama
usulü uygulanır.
(6) Ağır cezayı
gerektiren suçüstü hâllerinde, bu Kanunun hükümleri uygulanmak koşuluyla, vali
ve kaymakamların kişisel suçlarından dolayı haklarında genel hükümlere göre
soruşturma yapılması kaymakamların mensup oldukları il ve valilerin
bulundukları ile en yakın il Cumhuriyet başsavcısına aittir. Bu suçlarda kovuşturma
yapmaya, soruşturmanın yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir.
SORUŞTURMADA
CUMHURİYET SAVCISININ HÂKİM KARARI İSTEMİ
Madde 162 - (1) Cumhuriyet savcısı, ancak
hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse,
istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza
hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar
verir ve gereğini yerine getirir.
SORUŞTURMANIN SULH
CEZA HÂKİMİ TARAFINDAN YAPILMASI
Madde 163 - (1) Suçüstü hâli ile gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay
genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi
de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
(2) Kolluk âmir ve
memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve
araştırmaları yerine getirirler.
ADLÎ KOLLUK VE GÖREVİ
Madde 164 - (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli
ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci Maddeleri, 10.3.1983
tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci
Maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci Maddesi ve 9.7.1982
tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü Maddesinde
belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.
(2) Soruşturma işlemleri,
Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa
yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere
ilişkin emirlerini yerine getirir.
(3) Adlî kolluk, adlî
görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.
DİĞER KOLLUK
BİRİMLERİNİN ADLÎ KOLLUK GÖREVİ
Madde 165 - (1) Gerektiğinde veya Cumhuriyet
savcısının talebi halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini
yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî
görevleri dolayısıyla bu Kanun hükümleri uygulanır.
DEĞERLENDİRME RAPORU
YETKİSİ
Madde 166 - (1) Cumhuriyet başsavcıları her yılın
sonunda, o yerdeki adlî kolluğun sorumluları hakkında değerlendirme raporları
düzenleyerek, mülkî idare amirlerine gönderir.
YÖNETMELİK
Madde 167 - (1) Adlî kolluk görevlilerinin
nitelikleri ve bunların hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi, diğer hizmet
birimleri ile ilişkileri, değerlendirme raporlarının düzenlenmesi, uzmanlık
dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları ve diğer hususlar; bu
Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Adalet ve İçişleri
Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
ADLÎ KOLLUĞUN OLAY
YERİNDE ALDIĞI TEDBİRLERE UYULMAMASI HALİNDE YETKİSİ
Madde 168 - (1) Olay yerinde görevine ait
işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya
yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler
sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.
SORUŞTURMA EVRESİNDE
YAPILAN İŞLEMLERİN TUTANAĞA BAĞLANMASI
Madde 169 - (1) Şüphelinin ifadesinin
alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve
muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt
kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman
olarak görevlendirilebilir.
(2) Her soruşturma işlemi
tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh
ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.
(3) Müdafi veya vekil
sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına
da yer verilir.
(4) Tutanak, işlemin
yapıldığı yeri, zamanı ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin
isimlerini içerir.
(5) İşlemde hazır bulunan
ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur
veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere
imza ettirilir.
(6) İmzadan kaçınma
hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.
İKİNCİ KISIM:KAMU
DAVASININ AÇILMASI
BİRİNCİ BÖLÜM:KAMU
DAVASININ AÇILMASI
KAMU DAVASINI AÇMA
GÖREVİ
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi,
Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi
sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe
oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili
mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya
suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan
zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca
bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikâyette bulunan
kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı
tarih,
h) Yüklenen suç ve
uygulanması gereken kanun Maddeleri,
i) Yüklenen suçun
işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu
olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile
bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen
suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.
(5) İddianamenin sonuç
kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar
da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç
kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik
tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında
uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
KAMU DAVASINI AÇMADA
TAKDİR YETKİSİ
Madde 171 - (Değişik madde:
06/12/2006 - 5560 S.K.21.md)
(1) Cezayı kaldıran şahsî
sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların
ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı
kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) 253 üncü maddenin
ondokuzuncu fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, Cumhuriyet savcısı,
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup, üst sınırı bir yıl veya
daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin
varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine
karar verebilir. Suçtan zarar gören, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre
itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için, uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklı kalmak üzere;
a) Şüphelinin daha önce
kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın,
kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten
çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası
açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası
açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte
gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi
içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar
verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası
açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
(5) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı
olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu
maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
İKİNCİ
BÖLÜM:KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR, İTİRAZ VE İDDİANAMENİN İADESİ
KOVUŞTURMAYA YER
OLMADIĞINA DAİR KARAR
Madde 172 - (1) Cumhuriyet savcısı,
soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe
oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması
hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar
gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) Kovuşturmaya yer
olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı
fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
CUMHURİYET SAVCISININ
KARARINA İTİRAZ
Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören,
kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten
itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı
çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi
başkanına itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde,
kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Başkan, kararını vermek için soruşturmanın
genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer
sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler
bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm
eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı
itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı
iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının
kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu
Madde hükmü uygulanmaz.
(6) İtirazın reddedilmesi
halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını
açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza
mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesine bağlıdır.
İDDİANAMENİN İADESİ
Madde 174 - (Değişik madde: 25/05/2005-5353
S.K./27.mad)
(1) Mahkeme tarafından,
iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün
içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik
veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci Maddeye
aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki
edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya
uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme
veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet
Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî
nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci
fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı,
iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve
hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı
verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame
düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere
dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı
Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
ÜÇÜNCÜ KİTAP:
KOVUŞTURMA EVRESİ
BİRİNCİ KISIM:KAMU
DAVASININ YÜRÜTÜLMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM:DURUŞMA
HAZIRLIĞI
İDDİANAMENİN KABULÜ VE
DURUŞMA HAZIRLIĞI
Madde 175 - (1) İddianamenin kabulüyle, kamu
davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.
(2) Mahkeme, iddianamenin
kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken
kişileri çağırır.
İDDİANAMENİN SANIĞA
TEBLİĞİ VE SANIĞIN ÇAĞRILMASI
Madde 176 - (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile
birlikte sanığa tebliğ olunur.
(2) Tutuklu olmayan
sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla
getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın
çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada
kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden
ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur.
Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle
görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar
gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta
süre bulunması gerekir.
SANIĞIN SAVUNMA
DELİLLERİNİN TOPLANMASI İSTEMİ
Madde 177 - (1) Sanık, tanık veya bilirkişinin
davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin
olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden
en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.
(2) Bu dilekçe üzerine
verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.
(3) Sanığın kabul edilen
istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir.
ÇAĞRILMASI REDDEDİLEN
TANIĞIN VE UZMAN KİŞİNİN DOĞRUDAN MAHKEMEYE GETİRİLMESİ
Madde 178 - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim,
sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması
hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye
getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir.
ÇAĞRILAN TANIKLARIN AD
VE ADRESLERİNİN SANIĞA VE CUMHURİYET SAVCISINA BİLDİRİLMESİ
Madde 179 - (1) Sanık, doğrudan doğruya davet
ettireceği veya duruşma sırasında getireceği bilirkişi ve tanıkların ad ve
adreslerini Cumhuriyet savcısına makul süre içinde bildirir.
(2) Cumhuriyet savcısı
da, iddianamede gösterilen veya sanığın istemi üzerine davet edilen tanık ve
bilirkişiler dışında gerek mahkeme başkanı veya hâkim kararıyla, gerek
kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise bunların ad ve adreslerini
sanığa yine makul süre içinde bildirir.
TANIK VE BİLİRKİŞİNİN
NAİPLE VEYA İSTİNABE YOLUYLA DİNLENMELERİ
Madde 180 - (1) Hastalık veya malûllük veya
giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin
uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı
bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla
dinlenmesine karar verebilir.
(2) Bu hüküm,
konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi
zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan
mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan
şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe
yoluyla dinlenmesine karar veremez.
(4) İstinabe olunan
mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı
çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine
getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar
içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim
tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde
bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın
kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
TANIK VE BİLİRKİŞİNİN
DİNLENECEĞİ GÜNÜN BİLDİRİLMESİ
Madde 181 - (1) Tanık veya bilirkişilerin
dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene,
vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın örneği hazır
bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
(2) Yeniden keşif ve
muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Tutuklu olan sanık,
ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde yapılacak bu tür işlerde hazır
bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veya mahkeme tarafından zorunlu
sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır
bulunmasına karar verilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM:DURUŞMA
DURUŞMANIN AÇIKLIĞI
Madde 182 - (1) Duruşma herkese açıktır.
(2) Genel ahlâkın veya
kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir
kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı
yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
SES VE GÖRÜNTÜ ALICI
ALETLERİN KULLANILMASI YASAĞI
Madde 183 - (1) 180 inci Maddenin beşinci
fıkrası ile 196 ncı Maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye
binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü
sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu
hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adlî işlemlerin icrasında da
uygulanır.
AÇIKLIĞIN KALDIRILMASI
HAKKINDA KARAR
Madde 184 - (1) 182 nci Maddede gösterilen
hâllerde, açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma,
istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
ZORUNLU KAPALILIK
Madde 185 - (1) Sanık, onsekiz yaşını
doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
KAPALILIK KARARININ VE
NEDENLERİNİN YAZILMASI
Madde 186 - (1) Açıklığın kaldırılması
kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir.
KAPALI DURUŞMADA
BULUNABİLME
Madde 187 - (1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı
kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu hâlde adı geçenler, duruşmanın
kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve
bu husus tutanağa yazılır.
(2) Kapalı duruşmanın
içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
(3) Açık duruşmanın
içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya kişilerin saygınlık, onur ve
haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme,
bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya
tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.
DURUŞMADA HAZIR
BULUNACAKLAR
Madde 188 - (1) Duruşmada, hükme katılacak
hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu
müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır.
(2) Sulh ceza
mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.
(3) Bir oturumda
bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve
oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.
BİRDEN ÇOK CUMHURİYET
SAVCISI VE AVUKATIN DURUŞMAYA KATILMASI
Madde 189 - (1) Birden çok Cumhuriyet savcısı
ve birden çok avukat aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi aralarında işbölümü
de yapabilirler.
ARA VERME
Madde 190 - (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin
devam edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede
sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.
(2) 176 ncı Maddede
belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu
sanığa hatırlatılır.
DURUŞMANIN BAŞLAMASI
Madde 191 - (1) Sanığın ve müdafiinin hazır
bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri
saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme
başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını
okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma
salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği
saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) İddianame veya
iddianame yerine geçen belge okunur,
c) Sanığa, yüklenen suç
hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci Maddede belirtilen
diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada
bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.
BAŞKAN VEYA HÂKİMİN
GÖREVİ
Madde 192 - (1) Mahkeme başkanı veya hâkim,
duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar.
(2) Duruşmada ilgili
olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından
emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu
hususta bir karar verir.
SANIĞIN DURUŞMADA
HAZIR BULUNMAMASI
Madde 193 - (1) Kanunun ayrık tuttuğu
hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.
Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
(2) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet
dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış
olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
SANIĞIN MAHKEMEDEN
UZAKLAŞMASI
Madde 194 - (1) Mahkemeye gelen sanığın
duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne
geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya
ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır
bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
SANIĞIN YOKLUĞUNDA
DURUŞMA
Madde 195 - (1) Suç, yalnız veya birlikte adlî
para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma
yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de
duruşmanın yapılacağı yazılır.
SANIĞIN DURUŞMADAN
BAĞIŞIK TUTULMASI
Madde 196 - (1) Mahkemece sorgusu yapılmış
olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii
isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş
yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe
suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı
ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu
sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini
esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı
duruşmada okunur.
(4) Yukarıdaki fıkralar
içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması
suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem
uygulanarak sorgu yapılır.
(5) Hastalık veya
disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı
çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın,
sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen
oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan
sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten
önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
SANIĞIN MÜDAFİ
GÖNDEREBİLMESİ
Madde 197 - (1) Sanık hazır bulunmasa da
müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir.
SANIK HAZIR
BULUNMAKSIZIN YAPILAN DURUŞMADA ESKİ HÂLE GETİRME KOŞULU
Madde 198 - (1) Duruşma, sanık hazır
bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği
tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları
gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve
işlemleri hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
(2) Ancak, sanık kendi
istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil
edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.
SANIĞIN ZORLA
GETİRİLEBİLMESİ
Madde 199 - (1) Mahkeme, sanığın hazır
bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her
zaman karar verebilir.
SORGU SIRASINDA
SANIĞIN MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILABİLMESİ
Madde 200 - (1) Sanığın yüzüne karşı suç
ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe
edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan
çıkarılmasına karar verebilir.
(2) Sanık tekrar
getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır.
DOĞRUDAN SORU YÖNELTME
Madde 201 - (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi
veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara,
bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun
olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya
hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde
sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.
Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.
(2) Heyet halinde görev
yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirtilen
kişilere soru sorabilir.
TERCÜMAN
BULUNDURULACAK HÂLLER
Madde 202 - (1) Sanık veya mağdur, meramını
anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman
aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme
edilir.
(2) Engelli olan sanığa
veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar,
anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
(3) Bu Madde hükümleri,
soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da
uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM:DURUŞMANIN DÜZEN VE DİSİPLİNİ
HÂKİM VEYA BAŞKANIN
YETKİSİ
Madde 203 - (1) Duruşmanın düzeni, mahkeme
başkanı veya hâkim tarafından sağlanır.
(2) Mahkeme başkanı veya
hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek
koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder.
(3) Kişi dışarı
çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa
yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir
kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar
hakkında disiplin hapsi uygulanmaz.
SANIĞIN DIŞARI
ÇIKARILMASI
Madde 204 - (1) Davranışları nedeniyle, hazır
bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı
anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada
hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse,
oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme
barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar
verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.
DURUŞMA SIRASINDA
İŞLENEN SUÇ HAKKINDA İŞLEM
Madde 205 - (1) Bir kimse, duruşma sırasında
bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı
yetkili makama gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar
verebilir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM:DELİLLERİN ORTAYA KONULMASI VE TARTIŞILMASI
DELİLLERİN ORTAYA
KONULMASI VE REDDİ
Madde 206 - (1) Sanığın sorguya çekilmesinden
sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/05/2005-5353
S.K./29.mad) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi
sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel
olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması
istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı
olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat
edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı
uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı
ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya
başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Madde metninden
çıkarılan fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./29.mad)
DELİL VE OLAYIN GEÇ
BİLDİRİLMESİ
Madde 207 - (1) Delilin ortaya konulması
istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması
nedeniyle reddedilemez.
TANIĞIN DURUŞMA
SALONUNDAN AYRILMASI
Madde 208 - (1) Tanıklar, dinlendikten
sonra ancak mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle duruşma salonundan
ayrılabilir.
DURUŞMADA OKUNMASI
ZORUNLU BELGE VE TUTANAKLAR
Madde 209 - (1) Naip veya istinabe yoluyla
sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla
dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil
olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın
kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada
okunur.
(2) Sanığa veya mağdura
ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı
oturumda okunmasına mahkemece karar verilebilir.
DURUŞMADA OKUNMAYACAK
BELGELER
Madde 210 - (1) Olayın delili, bir tanığın
açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce
yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın
okunması dinleme yerine geçemez.
(2) Tanıklıktan
çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine
ilişkin tutanak okunamaz.
DURUŞMADA OKUNMASIYLA
YETİNİLEBİLECEK BELGELER
Madde 211 - (1) a) Tanık veya sanığın suç
ortağı ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer
öğrenilemezse,
b) Tanık veya sanığın suç
ortağının duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi
olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı
değilse,
c) İfadesinin önem
derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,
Bu kişilerin dinlenmesi
yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile
kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında
kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.
TANIĞIN ÖNCEKİ
İFADESİNİN OKUNMASI
Madde 212 - (1) Tanık, bir hususu
hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı
okunarak hatırlamasına yardım edilir.
(2) Tanığın duruşmadaki
ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, evvelce alınmış
ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
SANIĞIN ÖNCEKİ
İFADESİNİN OKUNMASI
Madde 213 - (1) Aralarında çelişki bulunması
halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile
Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk
ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.
RAPOR, BELGE VE DİĞER
YAZILARIN OKUNMASI
Madde 214 - (1) Bir açıklamayı ve görüşü
içeren resmî belge ve diğer yazılar ve fennî muayene ve doktor raporlarının
okunmasından sonra gerekli görülürse belge ve diğer yazılar veya raporda imzası
bulunanlar, açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.
(2) Açıklama ve görüş
veya rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkeme, kurulun görüşünü açıklamak
üzere görevi, üyelerden birine vermeyi kurula önerebilir.
(3) Bilimsel görüşlere
ilişkin açıklama, bu Kanunun 68 inci Madde hükümlerine göre yapılır.
DİNLEME VE OKUMADAN
SONRA DİYECEĞİN SORULMASI
Madde 215 - (1) Suç ortağının, tanığın veya
bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara
karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet
savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
DELİLLERİN
TARTIŞILMASI
Madde 216 - (1) Ortaya konulan delillerle
ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına,
sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına;
sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın
veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
(3) Hükümden önce son
söz, hazır bulunan sanığa verilir.
DELİLLERİ TAKDİR
YETKİSİ
Madde 217 - (1) Hâkim, kararını ancak
duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu
deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka
uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
CEZA MAHKEMELERİNİN EK
YETKİSİ
Madde 218 - (1) Yüklenen suçun ispatı, ceza
mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne
bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre
karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava
açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun
kararı verebilir.
(2) Kovuşturma evresinde
mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir
sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre
bu sorunu çözerek hükmünü verir.
BEŞİNCİ BÖLÜM:DURUŞMA
TUTANAĞI
DURUŞMA TUTANAĞI
Madde 219 - (1) Duruşma için tutanak tutulur.
Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada
yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit
geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile
zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
(2) Mahkeme başkanının
mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır.
DURUŞMA TUTANAĞININ
BAŞLIĞI
Madde 220 - (1) Duruşma tutanağının
başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı
mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hâkimin, Cumhuriyet
savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
Belirtilir.
DURUŞMA TUTANAĞININ
İÇERİĞİ
Madde 221 - (1) Duruşma tutanağında;
a) Oturumlara katılan
sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin,
tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı,
b) Duruşmanın seyrini ve
sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu
gösteren unsurlar,
c) Sanık açıklamaları,
d) Tanık ifadeleri,
e) Bilirkişi ve teknik
danışman açıklamaları,
f) Okunan veya
okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar,
g) İstemler, reddi
halinde gerekçesi,
h) Verilen kararlar,
i) Hüküm,
Yer alır.
DURUŞMA TUTANAĞININ
İSPAT GÜCÜ
Madde 222 - (1) Duruşmanın nasıl yapıldığı,
kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak
tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası
yöneltilebilir.
İKİNCİ KISIM:KAMU
DAVASININ SONA ERMESİ
BİRİNCİ
BÖLÜM:DURUŞMANIN SONA ERMESİ VE HÜKÜM
DURUŞMANIN SONA ERMESİ
VE HÜKÜM
Madde 223 - (1) Duruşmanın sona erdiği
açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı,
mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı,
hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin
kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından
failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla
bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya
da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik bend:
25/05/2005-5353 S.K./30.mad) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin
yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit
etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada
sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan
kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun
bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç
olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık
sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin
haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza
verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu
işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu
işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya
mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle,
aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın
reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda
öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının
gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.
Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da
şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma
kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı
verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı
verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki
bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm
sayılır.
KARAR VE HÜKÜMLERDE
GEREKLİ OY SAYISI
Madde 224 - (1) Mahkemece karar ve hükümler
oybirliği veya oyçokluğuyla verilir.
(2) Karşı oya tutanakta
yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.
HÜKMÜN KONUSU VE SUÇU
DEĞERLENDİRMEDE MAHKEMENİN YETKİSİ
Madde 225 - (1) Hüküm, ancak iddianamede
unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin
nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.
İKİNCİ BÖLÜM:SUÇ NİTELİĞİNDE
DEĞİŞİKLİK
SUÇUN NİTELİĞİNİN
DEĞİŞMESİ
Madde 226 - (1) Sanık, suçun hukukî
niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir
hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun
değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını
veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller,
ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma
verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması
için süre verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda
yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan
onun gibi yararlanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:KARAR VE
HÜKÜM
MÜZAKEREYE KATILACAK
HÂKİMLER
Madde 227 - (1) Müzakerede ancak karara ve
hükme katılacak hâkimler bulunur.
(2) Mahkeme başkanı,
mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve avukat adaylarının müzakere sırasında
hazır bulunmalarına izin verebilir.
MÜZAKERENİN YÖNETİMİ
Madde 228 - (1) Müzakereyi mahkeme başkanı
yönetir.
OYLARIN TOPLANMASI
Madde 229 - (1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz
üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu verir.
(2) Mahkeme başkan ve
üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde azınlıkta kaldığını
ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.
(3) Oylar dağılırsa
sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye kadar kendisine
daha yakın olan oya eklenir.
HÜKMÜN GEREKÇESİNDE
GÖSTERİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Madde 230 - (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde
aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada
ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin
tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin
belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle
elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat,
sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu
hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62
nci Maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine
aynı Kanunun 53 ve devamı Maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya
cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine,
hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya
ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin
kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün
gerekçesinde, 223 üncü Maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden
hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer
olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü Maddenin üçüncü ve dördüncü
fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi
gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda
belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde
bunun nedenleri gerekçede gösterilir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI VE
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI
Madde 231 - (1) Duruşma sonunda, 232 nci
Maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası
okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa
ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa,
tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes
tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda
hükmolunan ceza, iki yıl* veya daha az süreli hapis veya adlî para
cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade
eder.
(6) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi
için;
a) Sanığın daha önce
kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın
kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde
bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde,
mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek
yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi
halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Bu süre içinde
bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın
denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat
sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla
bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat
sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya
sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere
gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü
kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir.
Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek fıkra: 06/12/2006
- 5560 S.K.23.md) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine
getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı
denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi
koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç
işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun
davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak,
davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi
veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması
halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen
yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın
yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının
varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek
yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına
itiraz edilebilir.
(13) (Ek fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı,
bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Ek fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.23.md;Değişik fıkra: 23/01/2008-5728 S.K./562.mad) Bu
maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın
174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla
ilgili olarak uygulanmaz.
HÜKMÜN GEREKÇESİ VE
HÜKÜM FIKRASININ İÇERECEĞİ HUSUSLAR
Madde 232 - (1) Hükmün başına, "Türk
Milleti adına" verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin
adı,
b) Hükmü veren mahkeme
başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt
kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı
ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında,
suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında
veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi,
tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün
içinde dava dosyasına konulur.
(4) Karar ve hükümler
bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) Hâkimlerden biri
hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde
bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
(6) Hüküm fıkrasında, 223
üncü Maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun Maddelerinin,
verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının
bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer
vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları
ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve
mühürlenir.
DÖRDÜNCÜ KİTAP:
MAĞDUR, ŞİKÂYETÇİ, MALEN SORUMLU, KATILAN
BİRİNCİ KISIM:SUÇUN
MAĞDURU İLE ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI
SUÇUN MAĞDURU İLE
ŞİKÂYETÇİNİN ÇAĞIRILMASI
Madde 233 - (1) Mağdur ile şikâyetçi,
Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile
çağırılıp dinlenir.
(2) Bu hususta yapılacak
çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.
MAĞDUR İLE
ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI
Madde 234 - (1) Mağdur ile şikâyetçinin
hakları şunlardır:
a) Soruşturma evresinde;
1. Delillerin
toplanmasını isteme,
2. Soruşturmanın gizlilik
ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,
3. (Değişik altbent:
24/07/2008-5793 S.K./40.mad) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu
ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro
tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
4. 153 üncü Maddeye uygun
olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve
muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
5. Cumhuriyet savcısının,
kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz
hakkını kullanma.
b) Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar
edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden
vekili aracılığı ile örnek isteme,
4. Tanıkların davetini
isteme,
5. (Değişik altbent:
24/07/2008-5793 S.K./40.mad) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu
ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro
tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma
koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
(2) Mağdur, onsekiz
yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede
malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil
görevlendirilir.
(3) Bu haklar, suçun
mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.
MAĞDUR İLE
ŞİKÂYETÇİNİN DAVETE UYMAMALARI
Madde 235 - (1) Mağdur, şikâyetçi veya
vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında
belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
(2) Bu adrese çıkartılan
çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
(3) Belirtilen adresin
yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle
tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
(4) Bu kimselerin
beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
MAĞDUR İLE
ŞİKÂYETÇİNİN DİNLENMESİ
Madde 236 - (1) Mağdurun tanık olarak
dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun
etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma
veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya
çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların
veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık
olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında
uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler
uygulanır.
İKİNCİ KISIM:KAMU
DAVASINA KATILMA
KAMU DAVASINA KATILMA
Madde 237 - (1) Mağdur, suçtan zarar gören
gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki
kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi
olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu
muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece
mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma
istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara
bağlanır.
KATILMA USULÜ
Madde 238 - (1) Katılma, kamu davasının açılmasından
sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun
duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında
şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip
istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet
savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma
isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.
(4) Sulh ceza
mahkemesinde açılmış olan davalarda katılma hususunda Cumhuriyet savcısının
görüşü alınmaz.
KATILANIN HAKLARI
Madde 239 - (1) (Değişik fıkra:
24/07/2008-5793 S.K./41.mad) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya
katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini
isteyebilir.
(2) Mağdur veya suçtan
zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl
hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
KATILMANIN DAVAYA
ETKİSİ
Madde 240 - (1) Katılma davayı durdurmaz.
(2) Tarihi belirlenmiş
olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin darlığından
dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa
bile belirli gününde yapılır.
KATILMADAN ÖNCEKİ
KARARLARA İTİRAZ
Madde 241 - (1) Katılmadan önce verilmiş olan
kararlar katılana tebliğ edilmez.
(2) Bu kararlara karşı
kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet savcısı için öngörülen sürenin
geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder.
KATILANIN KANUN YOLUNA
BAŞVURMASI
Madde 242 - (1) Katılan, Cumhuriyet savcısına
bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.
(2) Karar, katılanın
başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip eder.
KATILMANIN HÜKÜMSÜZ
KALMASI
Madde 243 - (1) Katılan, vazgeçerse veya
ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek
üzere davaya katılabilirler.
BEŞİNCİ KİTAP: ÖZEL
YARGILAMA USULLERİ
BİRİNCİ
KISIM:GAİPLERİN VE KAÇAKLARIN YARGILANMASI, TÜZEL KİŞİLERİN SORUŞTURMADA VE
KOVUŞTURMADA TEMSİLİ, BAZI SUÇLARA İLİŞKİN MUHAKEME USULÜ
BİRİNCİ
BÖLÜM:GAİPLERİN YARGILANMASI
GAİBİN TANIMI VE
YAPILABİLECEK İŞLEMLER
Madde 244 - (1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya
yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi
uygun bulunmayan sanık gaip sayılır.
(2) Gaip hakkında duruşma
açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi veya korunması amacıyla gerekli
işlemleri yapar.
(3) Bu işlemler naip
hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir.
(4) Bu işlemler sırasında
sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi hazır bulunabilir.
Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi istenir.
GAİBE İHTAR
Madde 245 - (1) Adresi bilinmeyen gaibe,
mahkeme önüne gelmesi veya adresini bildirmesi hususları uygun bir iletişim
aracıyla ihtar edilir.
SANIĞA VERİLECEK
GÜVENCE BELGESİ
Madde 246 - (1) Mahkeme, gaip olan sanık
hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence
belgesi verebilir ve bu güvence koşullara bağlanabilir.
(2) Sanık, hapis cezası
ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı
olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.
İKİNCİ
BÖLÜM:KAÇAKLARIN YARGILANMASI
KAÇAĞIN TANIMI
Madde 247 - (1) Hakkındaki kovuşturmanın
sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede
bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak
denir.
(2) (Ek fıkra:
25/05/2005-5353 S.K./31.mad) *1* Hakkında, 248 inci Maddenin ikinci
fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı kovuşturma başlatılmış olan sanığın,
yetkili mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen
zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, mahkeme;
a) Çağrının bir gazete
ile sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir;
yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci Maddede
gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,
b) Bu işlemlerin yerine
getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde
başvurmayan sanığın kaçak olduğuna karar verir.
(3) Kaçak sanık hakkında
kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet
kararı verilemez.
(4) Duruşma yapılan
hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat
görevlendirilmesini ister.
ZORLAMA AMAÇLI ELKOYMA
VE TEMİNAT BELGESİ
Madde 248 - (1) Kaçak sanığın duruşmaya
gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına
amaçla orantılı olarak mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi
için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda
tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (Madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (Madde 79, 80),
3. Hırsızlık (Madde 141,
142),
4. Yağma (Madde 148,
149),
5. Güveni kötüye kullanma
(Madde 155),
6. Dolandırıcılık (Madde
157, 158),
7. Hileli iflas (Madde
161),
8. Uyuşturucu veya
uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
9. Parada sahtecilik
(Madde 197),
10. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (Madde 220),
11. Zimmet (Madde 247),
12. İrtikâp (Madde 250),
13. Rüşvet (Madde 252),
14. İhaleye fesat
karıştırma (Madde 235),
15. Edimin ifasına fesat
karıştırma (Madde 236),
16. Devletin Güvenliğine
Karşı Suçlar (Madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
17. Silahlı örgüt (Madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
18. Devlet Sırlarına
Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22
nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Elkonulan mal, hak ve
alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Tedbirlere
ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına mahkemece karar verilebilir.
(4) Kaçak yakalandığında
veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda elkoymanın kaldırılmasına karar
verilir.
(5) Kaçak hakkında 100
üncü ve sonraki Maddeler gereğince, sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından
yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.
(6) Mahkeme elkoymaya
karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının
alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların
geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile
orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.
(7) 246 ncı Madde hükmü
kaçaklar hakkında da uygulanır.
(8) Bu kararlara karşı
itiraz edilebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:TÜZEL
KİŞİLERİN SORUŞTURMADA VE KOVUŞTURMADA TEMSİLİ
Madde 249 - (1) Bir tüzel kişinin faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel
kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan
sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.
(2) Bu durumda, tüzel
kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı
haklardan yararlanır.
(3) Birinci fıkra hükmü,
sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması
hâlinde uygulanmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM:BAZI
SUÇLARA İLİŞKİN MUHAKEME
GÖREV VE YARGI
ÇEVRESİNİN BELİRLENMESİ
Madde 250 - (1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) Örgüt faaliyeti
çerçevesinde işlenen uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti suçu,
b) Haksız ekonomik çıkar
sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit
uygulanarak işlenen suçlar,
c) İkinci Kitap Dördüncü
Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319,
323, 324, 325 ve 332 nci Maddeler hariç),
Dolayısıyla açılan
davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde
görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.
(2) Gelen iş durumu göz
önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen suçlara bakmakla görevli olmak
üzere, aynı yerde birden fazla ağır ceza mahkemesi kurulmasına, Adalet
Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.
Bu hâlde, mahkemeler numaralandırılır. Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adlî
yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde
görevlendirilemez.
(3) Birinci fıkrada
belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla
görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve
Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim
hâli dahil askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.
SORUŞTURMA
Madde 251 - (1) 250 nci Madde kapsamına giren
suçlarda soruşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu suçların
soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat
yapılır. Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile
Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. Cumhuriyet savcıları,
Cumhuriyet Başsavcılığınca 250 nci Madde kapsamındaki suçlarla ilgili davalara
bakan ağır ceza mahkemelerinden başka mahkemelerde veya işlerde
görevlendirilemez.
(2) 250 nci Madde
kapsamına giren suçların soruşturması ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet
savcıları, hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları, varsa Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunca bu işlerle görevlendirilen ağır ceza mahkemesi
üyesinden, aksi halde yetkili adlî yargı hâkimlerinden isteyebilirler.
(3) Soruşturmanın gerekli
kıldığı hâllerde suç mahalli ile delillerin bulunduğu yerlere gidilerek
soruşturma yapılabilir. Suç, ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer dışında
işlenmiş ise Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından
soruşturmanın yapılmasını isteyebilir.
(4) Suç askerî bir
mahalde işlenmiş ise, Cumhuriyet savcısı ilgili askerî savcılıktan
soruşturmanın yapılmasını isteyebilir. Üçüncü fıkraya göre soruşturma yapmak
üzere görevlendirilen Cumhuriyet savcıları ile askerî savcılıklar, bu
soruşturmayı öncelikle ve ivedilikle yaparlar.
(5) 250 nci Madde
kapsamına giren suçlarda, yakalananlar için 91 inci Maddenin birinci
fıkrasındaki yirmidört saatlik süre kırksekiz saat olarak uygulanır. Anayasanın
120 nci Maddesi gereğince olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalanan
kişiler hakkında 91 inci Maddenin üçüncü fıkrasında dört gün olarak belirlenen
süre, Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararıyla yedi güne kadar
uzatılabilir. Hâkim, karar vermeden önce yakalanan veya tutuklanan kişiyi
dinler.
(6) 250 nci Madde
kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda kolluk;
soruşturma ve kovuşturma sebebiyle şüpheli veya sanığı, tanığı, bilirkişiyi ve
suçtan zarar gören şahsı, ağır ceza mahkemesi veya başkanının, Cumhuriyet
savcısının, mahkeme naibinin veya istinabe olunan hâkimin emirleriyle
belirtilen gün, saat ve yerde hazır bulundurmaya mecburdur.
(7) 250 nci Maddede
belirtilen suçlar nedeniyle Cumhuriyet savcıları, soruşturmanın gerekli kılması
halinde geçici olarak, bu mahkemelerin yargı çevresi içindeki genel ve özel
bütçeli idarelere, kamu iktisadi teşebbüslerine, il özel idarelerine ve
belediyelere ait bina, araç, gereç ve personelden yararlanmak için istemde
bulunabilirler.
(8) Türk Silahlı
Kuvvetleri kıt'a, karargâh ve kurumlarından istemde bulunulması hâlinde istem,
yetkili amirlikçe değerlendirilerek yerine getirilebilir.
KOVUŞTURMA
Madde 252 - (1) 250 nci Madde kapsamına giren
suçlarla ilgili davalara ait duruşmalarda aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Bu suçlar acele
işlerden sayılır ve bunlarla ilgili davalara adlî tatilde de bakılır.
b) Sanık sayısının çok
fazla olması durumunda, sanıkların bir kısmının duruşmanın bazı oturumları ile
ilgileri bulunmuyor ise duruşmanın bu oturumlarının, yokluklarında yapılmasına
mahkemece karar verilebilir. Ancak, bu sanıkların yokluklarında yapılan
oturumlarda kendilerini etkileyen bir hâl ortaya çıktığı takdirde buna ilişkin
söz ve işlerin esaslı noktaları sonraki oturumlarda kendilerine bildirilir.
c) Mahkeme, güvenliğin
sağlanması bakımından duruşmanın başka bir yerde yapılmasına karar verebilir.
d) Bu davalarda esas
hakkındaki iddiasını bildirmek için Cumhuriyet savcısına, katılan veya
vekiline; iddialara karşı savunmasını yapmak için sanık veya müdafiine makul
bir süre verilir. Bu süre, savunma hakkının sınırlanması anlamına geleceği
durumlarda re'sen uzatılabilir.
e) Mahkeme, duruşmanın
düzen ve disiplinini bozan sözlü veya yazılı beyan ve davranışlar ile
mahkemeye, mahkeme başkanı veya üyelerden herhangi birine, Cumhuriyet
savcısına, müdafie, tutanak kâtibine yahut görevlilere tahkir veya hakaret
oluşturan söz ve davranışlar hakkında yayım yasağı koyabilir.
f) Mahkeme başkanı,
duruşmanın düzenini bozan sanığı veya müdafii o günkü oturumun tamamına
çıkmamak üzere, duruşma salonundan çıkartır. Bunların, sonra gelen oturumda da
duruşmayı önemli ölçüde aksatacak davranışlara devam edecekleri anlaşılırsa ve
hazır bulunmaları gerekli görülmezse, yokluklarında duruşmaya devam olunmasına
mahkemece karar verilebilir. Bu karar, esasa ilişkin iddia ve savunmanın
yapılmasına engel olacak biçimde uygulanamaz ve sanığın kendisini başka bir
müdafi ile temsil ettirmesine izin verilir. Duruşma salonundan çıkartılan sanık
veya müdafiin bundan sonraki oturumlarda da duruşmanın düzenini bozmakta ısrar
etmeleri hâlinde, bir daha aynı dava ile ilgili oturumların tamamına veya bir
kısmına katılmamalarına da karar verilebilir. Bu hüküm müdafi hakkında
uygulandığı takdirde, durum ilgili baroya bildirilir. Bu halde de sanığın
kendisini başka bir müdafi ile temsil ettirmesi için uygun bir süre verilir.
Oturumların bir kısmına ya da tamamına katılmamasına karar verilen müdafi
Avukatlık Kanununun 41 inci Maddesinin ikinci fıkrası gereğince tayin edilmiş
ise durum, kendisini tayin eden mercie de bildirilir. Duruşma salonundan
çıkartılan sanık veya müdafii tekrar duruşmaya alındıklarında, yokluklarında
yapılan iş ve işlemlerin esaslı noktaları kendilerine bildirilir. Sanık ya da
müdafii dilerse yokluklarındaki tutanak örnekleri de kendilerine verilir.
Duruşma salonundan çıkartılan veya oturumlara katılmamalarına karar verilen
sanık veya müdafiler mahkemenin tayin edeceği süre içerisinde yazılı savunma
verebilirler.
g) Bu Kanunun 6 ncı
Maddesi, 250 nci Madde kapsamına giren suçlara bakan ağır ceza mahkemeleri
hakkında uygulanmaz.
h) Kendisine veya onun
namına tebligat yapılacak kimselere tebligat yapılmaması hâllerinde, işin
ivediliğine göre basın veya diğer kitle iletişim araçlarıyla tebligat
yapılabilir.
(2) 250 nci Maddenin
birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen suçlar bakımından, Kanunda öngörülen
tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır.
İKİNCİ KISIM:UZLAŞMA
VE MÜSADERE
BİRİNCİ BÖLÜM:UZLAŞMA
UZLAŞMA
Madde 253 - (Değişik madde: 06/12/2006 -
5560 S.K.24.md)
(1) Aşağıdaki suçlarda,
şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel
kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve
kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup
olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama
(üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama
(madde 89),
3. Konut
dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve
alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık
sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması
(dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
(2) Soruşturulması ve
kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer
alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık
hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve
kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer
verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(4) Soruşturma konusu
suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine
adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma
teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit
olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet
savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da
yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma
teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde,
teklifi reddetmiş sayılır.
(5) Uzlaşma teklifinde
bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya
reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan
edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt
dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye
veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna
gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin
mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma
yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin
uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde
bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin
delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
(9) Şüpheli ile mağdur
veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde, Cumhuriyet
savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak
avukat görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş
kişiler arasından uzlaştırmacı görevlendirebilir.
(10) Bu Kanunda
belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı
görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.
(11) Görevlendirilen
uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun
görülen belgelerin birer örneği verilir. Cumhuriyet savcısı uzlaştırmacıya,
soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.
(12) Uzlaştırmacı, dosya
içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün
içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en
çok yirmi gün daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma
müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur,
suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli,
mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin
müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş
sayılır.
(14) Uzlaştırmacı,
müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet
savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri
sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge
örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi
halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı
ayrıntılı olarak açıklanır.
(16) Uzlaşma teklifinin
reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören
uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar
Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı,
uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun
olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma
dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz
kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda
şüphelinin edimini def'aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer
olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması,
takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki
şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi
kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart
aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma
konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat
edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu
veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci
maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma
müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve
kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya
suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten
itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının
raporunu düzenleyerek Cumhuriyet savcısına verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı
ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) Uzlaştırmacıya
Cumhuriyet savcısı tarafından çalışma ve masraflarıyla orantılı bir ücret
takdir edilerek ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri,
yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler
Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda
verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına
başvurulabilir.
(24) Uzlaştırmanın
uygulanmasına ilişkin hususlar, yönetmelikle düzenlenir.
MAHKEME TARAFINDAN
UZLAŞTIRMA
Madde 254 - (Değişik madde: 06/12/2006 -
5560 S.K.25.md)
(1) Kamu davası
açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun
anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve
usûle göre, mahkeme tarafından yapılır.
(2) Uzlaşma gerçekleştiği
takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def'aten yerine getirmesi
halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri
tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık
hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın
gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci
maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.
BİRDEN ÇOK FAİL
BULUNMASI HÂLİNDE UZLAŞMA
Madde 255 - (1) Aralarında iştirak ilişkisi
olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan
kişi uzlaşmadan yararlanır.
İKİNCİ BÖLÜM:MÜSADERE
USULÜ
BAŞVURU
Madde 256 - (1) Müsadere kararı verilmesi
gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla
beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya
katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Kamu davası açılmış
olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak
esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya
ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.
DURUŞMA VE KARAR
Madde 257 - (1) 256 ncı Maddeye göre verilmesi
gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir.
(2) Müsadere veya iade
olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de
duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.
(3) Çağrıya uymamaları,
işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez.
KANUN YOLU
Madde 258 - (1) 256 ncı Maddeye göre
verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci Maddede
belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.
SUÇ KONUSU OLMAYAN
EŞYANIN MÜSADERESİ
Madde 259 - (1) Suç konusu olmayıp sadece
müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından
duruşma yapılmaksızın karar verilir.
ALTINCI KİTAP: KANUN
YOLLARI
BİRİNCİ KISIM:GENEL
HÜKÜMLER
KANUN YOLLARINA
BAŞVURMA HAKKI
Madde 260 - (1) Hâkim ve mahkeme
kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan
sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya
katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun
yolları açıktır.
(2) Asliye ceza
mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki sulh
ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları,
ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin;
bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye
mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı,
sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.
AVUKATIN BAŞVURMA
HAKKI
Madde 261 - (1) Avukat, müdafiliğini veya
vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun
yollarına başvurabilir.
YASAL TEMSİLCİNİN VE
EŞİN BAŞVURMA HAKKI
Madde 262 - (1) Şüpheli veya sanığın yasal
temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde
kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin
hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de
geçerlidir.
TUTUKLUNUN KANUN
YOLLARINA BAŞVURMASI
Madde 263 - (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya
sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi
müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun
yollarına başvurabilir.
(2) Zabıt kâtibine
başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere
kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu
bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne
başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe
derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere
kaydeder.
(4) Zabıt kâtibi veya
kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun
yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.
KANUN YOLUNUN
BELİRLENMESİNDE YANILMA
Madde 264 - (1) Kabul edilebilir bir başvuruda
kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını
ortadan kaldırmaz.
(2) Bu hâlde başvurunun
yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.
CUMHURİYET SAVCISININ
BAŞVURU SONUCUNUN KAPSAMI
Madde 265 - (1) Cumhuriyet savcısı tarafından
aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir.
Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen
hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
BAŞVURUDAN
VAZGEÇİLMESİ VE ETKİSİ
Madde 266 - (1) Kanun yoluna başvurulduktan
sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar
geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan
başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin
başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış
olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci Maddenin
ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına
kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde
şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli
sayılır.
İKİNCİ KISIM:OLAĞAN
KANUN YOLLARI
BİRİNCİ BÖLÜM:İTİRAZ
İTİRAZ OLUNABİLECEK
KARARLAR
Madde 267 - (1) Hâkim kararları ile kanunun
gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İTİRAZ USULÜ VE
İNCELEME MERCİLERİ
Madde 268 - (1) Hâkim veya mahkeme kararına
karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre
ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie
verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine
beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı
mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü Madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz
edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde
görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye
yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) Sulh ceza hâkiminin
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları
asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
b) Sulh ceza işleri,
asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza
işlerini gören mahkeme başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi
tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı
çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı
tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır
ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak
kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde
ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine
aittir.
d) Naip hâkim kararlarına
yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi
başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde
belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye
aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi
ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak
baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını
görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını
numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise
birinci ceza dairesi inceler.
İTİRAZIN KARARIN
YERİNE GETİRİLMESİNDE ETKİSİ
Madde 269 - (1) İtiraz, kararın yerine
getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.
(2) Ancak, kararına
itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar
verebilir.
İTİRAZIN CUMHURİYET
SAVCISINA VE KARŞI TARAFA TEBLİĞİ İLE İNCELEME VE ARAŞTIRMA YAPILMASI
Madde 270 - (1) İtirazı inceleyecek merci,
yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa
bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde
bunların yapılmasını da emredebilir.
KARAR
Madde 271 - (1) Kanunda yazılı olan hâller
saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak,
gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.
(2) İtiraz yerinde
görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.
(3) Karar mümkün olan en
kısa sürede verilir.
(4) Merciin, itiraz
üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen
tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM:İSTİNAF
İSTİNAF
Madde 272 - (1) İlk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha
fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen
incelenir.
(2) Hükümden önce verilip
hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme
kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir
.
(3) Ancak;
a) Sonuç olarak
belirlenen ikibin lira dahil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
b) Üst sınırı beşyüz günü
geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin
olduğu yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna
başvurulamaz.
İSTİNAF İSTEMİ VE
SÜRESİ
Madde 273 - (1) İstinaf istemi, hükmün
açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe
verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan
tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263
üncü Madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, istinaf yoluna
başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden
başlar.
(3) Asliye ceza
mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi
içerisindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan
Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye ve sulh
ceza mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet Başsavcılığına
geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.
(4) Sanık ve bu Kanuna
göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış,
reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş
bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin
gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı,
istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde
açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ
tarihinden itibaren yedi gün içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler.
ESKİ HÂLE GETİRME
SÜRESİ İÇİNDE İSTİNAF SÜRESİNİN İŞLEMESİ
Madde 274 - (1) Sanık, yokluğunda aleyhine
verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle
getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme
isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu
hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında
karar verilinceye kadar ertelenir.
İSTİNAF BAŞVURUSUNUN
ETKİSİ
Madde 275 - (1) Süresi içinde yapılan istinaf
başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.
(2) Hüküm, istinaf yoluna
başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte
açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece
öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir.
İSTİNAF İSTEMİNİN
HÜKMÜ VEREN MAHKEMECE REDDİ
Madde 276 - (1) İstinaf istemi, kanunî sürenin
geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı
yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren
mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder.
(2) İstinaf başvurusunda
bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine
tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir
karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine
gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez.
İSTİNAF İSTEMİNİN
TEBLİĞİ VE CEVABI
Madde 277 - (1) 276 ncı Maddeye göre hükmü
veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın
bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren
yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir.
(2) Karşı taraf sanık
ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla da
cevabını verebilir. Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten
sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesine sunulmak üzere, Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilir.
(3) 262 ve 263 üncü Madde
hükümleri saklıdır.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
CUMHURİYET SAVCISININ GÖREVİ
Madde 278 - (1) Dava dosyası, bölge adliye
mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına geldiğinde incelenerek, varsa tebligat
eksikliklerinin giderilmesi sağlandıktan ve sunulması gereken belge ve deliller
de eklendikten sonra, yazılı düşünceyi içeren bir tebliğname ile birlikte bölge
adliye mahkemesi ceza dairesine verilir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname ilgililere de tebliğ olunur.
DOSYA ÜZERİNDE ÖN
İNCELEME
Madde 279 - (1) Dosya üzerinde yapılan ön
inceleme sonunda;
a) Bölge adliye
mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge
adliye mahkemesine gönderilmesine,
b) Bölge adliye
mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen
kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının,
başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun
reddine,
Karar verilir.
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİNDE İNCELEME VE KOVUŞTURMA
Madde 280 - (1) Bölge adliye mahkemesi,
Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini, dosyayı ve dosyayla birlikte
sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece
mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın
bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını,
ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf
başvurusunun esastan reddine,
b) İlk derece
mahkemesinin kararında 289 uncu Maddede belirtilen bir hukuka aykırılık
nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek
ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı
çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
c) Diğer hâllerde,
gerekli tedbirleri aldıktan sonra ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak
davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
DURUŞMA HAZIRLIĞI
Madde 281 - (1) Duruşma hazırlığı aşamasında
bölge adliye mahkemesi başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci Madde
hükümlerine uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar.
Tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın
duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir.
(2) Mahkemece, gerekli
görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar
verilir.
İSTİSNALAR
Madde 282 - (1) Duruşma açıldığında aşağıda
gösterilen istisnalar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara
ilişkin hükümleri uygulanır:
a) Duruşma, bu Kanunun
öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra görevlendirilen üyenin
inceleme raporu okunur.
b) İlk derece
mahkemesinin gerekçeli hükmü de okunur.
c) İlk derece
mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif
tutanakları, bilirkişi raporu, bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı
aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi
açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar okunur.
d) Bölge adliye mahkemesi
duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.
SANIK LEHİNE BAŞVURMA
HÂLİNDE VERİLECEK HÜKÜM
Madde 283 - (1) İstinaf yoluna sanık lehine
başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan
daha ağır olamaz.
DİRENME YASAĞI
Madde 284 - (1) Bölge adliye mahkemesi karar
ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna
gidilemez.
(2) İtiraz ve temyize
ilişkin hükümler saklıdır.
ÖZEL KANUNLARIN
TEMYİZE İLİŞKİN HÜKÜMLERİ
Madde 285 - (1) Türk Ceza Kanununun 18 inci
Maddesinin dördüncü fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği
veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye
mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk derece
mahkemelerinin karar ve hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:TEMYİZ
TEMYİZ
Madde 286 - (1) Bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne
olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine
dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge
adliye mahkemesi kararları,
c) Sulh ceza mahkemesinin
görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen
hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
d) Adlî para cezasını
gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç
niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Sadece eşya veya
kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi
kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
f) On yıl veya daha az
hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece
mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye
mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine
dair kararları,
g) Davanın düşmesine,
ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece
mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın
düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf
başvurusunun reddine dair kararlar,
h) Yukarıdaki bentlerde
yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve
karalardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz
edilemez.
HÜKÜMDEN ÖNCEKİ
KARARLARIN TEMYİZİ
Madde 287 - (1) Hükümden önce verilip hükme
esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da
hükümle beraber temyiz olunabilir.
TEMYİZ NEDENİ
Madde 288 - (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka
aykırı olması nedenine dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının
uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.
HUKUKA KESİN AYKIRILIK
HÂLLERİ
Madde 289 - (1) Temyiz dilekçesi veya
beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık
var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna
uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini
yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe
nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu
hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip
hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna
aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı
veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin
yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak
verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu Madde
gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan
hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.
i)Hükmün hukuka aykırı
yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
SANIĞIN YARARINA OLAN
KURALLARA AYKIRILIK
Madde 290 - (1) Sanığın yararına olan hukuk
kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet
savcısına bir hak vermez.
TEMYİZ İSTEMİ VE
SÜRESİ
Madde 291 - (1) Temyiz istemi, hükmün
açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe
verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan
tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık
hakkında 263 üncü Madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, temyiz yoluna
başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden
başlar.
ESKİ HÂLE GETİRME
SÜRESİ İÇİNDE TEMYİZ SÜRESİNİN İŞLEMESİ
Madde 292 - (1) Sanığın aleyhine, yokluğunda
verilen hükümlerde eski hâle getirme istemiyle ilgili olarak 274 üncü Madde
hükümleri uygulanır.
TEMYİZ BAŞVURUSUNUN
ETKİSİ
Madde 293 - (1) Süresi içinde yapılan temyiz
başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.
(2) Hüküm, temyiz eden
Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa;
hükmün temyiz edildiğinin bölge adliye mahkemesince öğrenilmesinden itibaren
gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir.
TEMYİZ BAŞVURUSUNUN
İÇERİĞİ
Madde 294 - (1) Temyiz eden, hükmün neden
dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak
hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
TEMYİZ GEREKÇESİ
Madde 295 - (1) Temyiz başvurusunda temyiz
nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden
veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan
bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet
savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine
olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık
tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza
edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık,
tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini
açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi
hakkında 262 nci Madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü Madde hükümleri
saklıdır.
TEMYİZ İSTEMİNİN
KABULE DEĞER SAYILMAMASINDAN DOLAYI HÜKMÜ VEREN MAHKEMECE REDDİ
Madde 296 - (1) Temyiz istemi, kanunî sürenin
geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş
veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk
derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
(2) Temyiz eden, ret
kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta
bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak,
bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.
TEMYİZ DİLEKÇESİNİN
TEBLİĞİ VE CEVABI, YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖREVİ
Madde 297 - (1) 296 ncı Maddeye göre hükmü
veren bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin
dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ
tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir.
(2) Cevap verildikten
veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye
mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilir.
(3) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine
sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya
vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren
bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir.
(4) Üçüncü fıkra uyarınca
yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine
yapılmasıyla geçerli olur.
(5) 262 ve 263 üncü Madde
hükümleri saklıdır.
TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Madde 298 - (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz
başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin
buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini
saptarsa, temyiz istemini reddeder.
DURUŞMALI İNCELEME
Madde 299 - (1) On yıl veya daha fazla hapis
cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın
temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re'sen duruşma yoluyla yapar. Duruşma
gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada
hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.
(2) Sanık, tutuklu ise
duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.
DURUŞMADA USUL
Madde 300 - (1) Duruşmadan önce
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor üyelere
açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat dosyayı incelerler. Bu hususlar
gerçekleştikten sonra duruşma açılır.
(2) Duruşmada Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı,
sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi
istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her hâlde son söz sanığındır.
TEMYİZDE İNCELENECEK
HUSUSLAR
Madde 301 - (1) Yargıtay, yalnız temyiz
başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan
kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler
yapar.
TEMYİZ İSTEMİNİN
ESASTAN REDDİ VEYA HÜKMÜN BOZULMASI
Madde 302 - (1) Bölge adliye mahkemesinin
temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz
isteminin esastan reddine karar verilir.
(2) Yargıtay, temyiz
edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki
hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı
gösterilir.
(3) Hüküm, temyiz
dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa
bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.
(4) Hükmün bozulmasına
neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden
kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
(5) 289 uncu Madde
hükümleri saklıdır.
YARGITAYCA DAVANIN
ESASINA HÜKMEDİLECEK HÂLLER, HUKUKA AYKIRILIĞIN DÜZELTİLMESİ
Madde 303 - (1) Hükme esas olarak saptanan
olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise,
aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki
hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade
aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı
olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt
derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit
görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu
hâlde sadece kanunun Madde numarası yanlış yazılmış ise.
d) Hükümden sonra
yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek
cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile
fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması
ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça
saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde
gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim
sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata
yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61
inci Maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza
verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile
yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen
ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
YARGITAY KARARININ
GÖNDERİLECEĞİ MERCİ
Madde 304 - (1) Yargıtayca 302 nci Maddenin
birinci fıkrası veya 303 üncü Madde uyarınca verilen kararlara ilişkin dosya,
hükmü veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına verilir. Bölge adliye mahkemesi, dosyayı Yargıtaydan geldiği
tarihten itibaren yedi gün içinde gereğinin yapılması için ilgili ilk derece
mahkemesine gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına
verir.
(2) Yargıtay, dosyayı 303
üncü Maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm
verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge
adliye mahkemesine gönderir.
(3) Hüküm, mahkemenin
hukuka aykırı olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı
bozulmuşsa, Yargıtay aynı zamanda dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye
gönderir.
(4) İlk derece mahkemesi
tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlerle ilgili olarak verilen
karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
YARGITAYDA HÜKMÜN
AÇIKLANMASI
Madde 305 - (1) Hüküm, 231 inci Madde
gereğince açıklanır. Buna olanak bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden
itibaren yedi gün içinde karar verilir.
HÜKMÜN BOZULMASININ
DİĞER SANIKLARA ETKİSİ
Madde 306 - (1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa
ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da
uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına
hükmün bozulmasından yararlanırlar.
DAVAYA YENİDEN BAKACAK
MAHKEMENİN İŞLEMLERİ
Madde 307 - (1) Yargıtaydan verilen bozma
kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi,
ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
(2) Sanık, müdafii,
katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması
veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya
karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında
bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan
daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
(3) Yargıtaydan verilen bozma
kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Ancak,
direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı
direnilemez.
(4) Hüküm yalnız sanık
tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci Maddede gösterilen
kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş
olan cezadan daha ağır olamaz.
ÜÇÜNCÜ
KISIM:OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI
BİRİNCİ BÖLÜM:YARGITAY
CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ
YARGITAY CUMHURİYET
BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ
Madde 308 - (1) Yargıtay ceza dairelerinden
birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem
üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza
Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
İKİNCİ BÖLÜM:KANUN
YARARINA BOZMA
KANUN YARARINA BOZMA
Madde 309 - (1) Hâkim veya mahkeme tarafından
verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya
hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya
hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini
içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza
dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun
yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü Maddede
tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren
hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar
verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin
hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya
kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim
veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir.
Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp
de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve
yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının
kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın
verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan
hükmeder.
(5) Bu Madde uyarınca
verilen bozma kararına karşı direnilemez.
YARGITAY CUMHURİYET
BAŞSAVCISININ KANUN YARARINA BAŞVURMASI
Madde 310 - (1) 309 uncu Maddede belirtilen
yetki, aynı Maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak
üzere ve kanun yararına olarak re'sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından
da kullanılabilir.
(2) 309 uncu Madde
gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM:YARGILAMANIN YENİLENMESİ
HÜKÜMLÜ LEHİNE
YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ
Madde 311 - (1) Kesinleşen bir hükümle
sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın
yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a)Duruşmada kullanılan ve
hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek
dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü
aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği
anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan
hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza
kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini
yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk
mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir
hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni
deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle
birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı
içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte
olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan
Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin
ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu
hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının
kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f)
bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
İNFAZIN GERİ
BIRAKILMASI VEYA DURDURULMASI
Madde 312 - (1) Yargılamanın yenilenmesi
istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına
veya durdurulmasına karar verebilir.
YARGILAMANIN
YENİLENMESİNE ENGEL OLMAYAN HÂLLER
Madde 313 - (1) Hükmün infaz edilmiş olması
veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu,
altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler.
(3) İkinci fıkrada
sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da yargılamanın yenilenmesi
isteminde bulunabilir.
SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN
ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ
Madde 314 - (1) Kesinleşen bir hükümle
sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün
aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya
hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan
hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini
gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine
kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten
sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda
bulunmuşsa.
YARGILAMANIN
YENİLENMESİNİN KABUL EDİLMEYECEĞİ HÂL
Madde 315 - (1) Kanunun aynı Maddesinde yer
almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın
yenilenmesi kabul edilemez.
(2) Hatanın
giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi
yoluna gidilemez.
BİR SUÇA DAYANAN
YENİLEME İSTEMLERİNİN KABULÜ KOŞULLARI
Madde 316 - (1) Bir suç iddiasına dayandırılan
yenileme istemi, ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü
verilmiş veya mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması
dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse
kabul edilebilir. Bu Madde, 311 inci Maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde
yazılı hâlde uygulanmaz.
YENİLEME İSTEMİ
HAKKINDA UYGULANACAK HÜKÜMLER
Madde 317 - (1) Kanun yollarına başvurma
hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da
uygulanır.
(2) Yargılamanın
yenilenmesi istemi, bunun yasal nedenleri ile dayandığı delilleri içerir.
YENİLEME İSTEMİNİN
KABULE DEĞER OLUP OLMADIĞI KARARI VE MERCİİ
Madde 318 - (1) Yargılamanın yenilenmesi
istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup
olmadığına karar verir.
(2) 303 üncü Madde
gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan
mahkemeye başvurulur.
(3) Yargılamanın
yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma
yapılmaksızın verilir.
YENİLEME İSTEMİNİN
KABULE DEĞER GÖRÜLMEMESİ NEDENLERİ VE KABULÜ HÂLİNDE YAPILACAK İŞLEM
Madde 319 - (1) Yargılamanın yenilenmesi
istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini
gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller
açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
(2) Aksi hâlde
yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek
üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.
(3) Bu Madde gereğince
verilen kararlara itiraz edilebilir.
DELİLLERİN TOPLANMASI
Madde 320 - (1) Mahkeme, yargılamanın
yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi
veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu
hususları yerine getirebilir.
(2) Delillerin mahkemece
veya naip hâkim tarafından veya istinabe suretiyle toplanması sırasında,
soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Delillerin toplanması
bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi
günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir.
YENİLEME İSTEMİNİN
ESASSIZ OLMASINDAN DOLAYI REDDİ, AKSİ TAKDİRDE KABULÜ
Madde 321 - (1) Yargılamanın yenilenmesi
isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci
Maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce
verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın
yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme,
yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
(3) Bu Madde gereğince
verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
DURUŞMA YAPILMAKSIZIN
YENİLEME İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Madde 322 - (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme
yeniden duruşma yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün
beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.
(2) Diğer hâllerde de
mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü
aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir.
(3) Mahkeme beraat kararı
ile beraber önceki hükmün ortadan kaldırılmasını da karar altına alır.
(4) Yargılamanın
yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri Devlet Hazinesine ait olmak
üzere önceki hükmün iptaline ilişkin karar Resmî Gazete ile ilân olunacağı gibi
mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de ilân edilebilir.
YENİDEN DURUŞMA
SONUCUNDA VERİLECEK HÜKÜM
Madde 323 - (1) Yeniden yapılacak duruşma
sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında
yeniden hüküm verir.
(2) Yargılamanın
yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm
önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
(3) Yargılamanın
yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının
verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz
edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141
ilâ 144 üncü Maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.
YEDİNCİ KİTAP:
YARGILAMA GİDERLERİ VE ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
BİRİNCİ
KISIM:YARGILAMA GİDERLERİ
YARGILAMA GİDERLERİ
Madde 324 - (1) Harçlar ve tarifesine göre
ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde
yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü
harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
(2) Hüküm ve kararda
yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
(3) Giderlerin miktarı
ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme
başkanı veya hâkim belirler.
(4) Devlete ait yargılama
giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara
ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu
hükümlerine göre yerine getirilir.
(5) Türkçe bilmeyen ya da
engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın
giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince
karşılanır.
SANIĞIN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Madde 325 - (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine
mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
(2) (Değişik fıkra:
06/12/2006 - 5560 S.K.27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın
ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Yargılamanın değişik
evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş
olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa
yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların
kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.
(4) Hüküm kesinleşmeden
sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.
BAĞLANTILI DAVALARDA
GİDERLER
Madde 326 - (1) Birden çok suçtan dolayı
aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş
ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle
yükümlü değildir.
(2) İştirak halinde
işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri
yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.
BERAAT VEYA CEZA
VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARI VERİLMESİ HÂLİNDE GİDER
Madde 327 - (1) Hakkında beraat veya ceza
verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri
gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden
ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.
KARŞILIKLI HAKARET
HÂLLERİNDE GİDER
Madde 328 - (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde
taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı
kararının verilmesi; bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamaya
mahkûm edilmelerine engel olmaz.
SUÇ UYDURMA VE İFTİRA
GİBİ HÂLLERDE GİDER
Madde 329 - (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu
sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.
KANUN YOLLARINA
BAŞVURU SONUCUNDA GİDER
Madde 330 - (1) Kanun yollarından birine
başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından
ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise,
sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.
(2) Kanun yoluna
başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun gördüğü şekilde
giderleri bölüştürür.
(3) Kesinleşmiş bir hüküm
ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri
gelen giderler hakkında da aynı hüküm geçerlidir.
(4) Eski hâle getirme
isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız karşı koymasından meydana
gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.
İKİNCİ KISIM:ÇEŞİTLİ
HÜKÜMLER
ADLÎ TATİL
Madde 331 - (1) Ceza işlerini gören makam ve
mahkemeler her yıl ağustosun birinden eylülün beşine kadar tatil olunur.
(2) Soruşturma ile
tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların
tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge
adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud
Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adli tatile rastlayan
süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış
sayılır.
BİLGİ İSTEME
Madde 332 - (1) Suçların soruşturma ve
kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı
olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu
süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi
tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
(2) Bilgi istenen yazıda
yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257
nci Maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında kamu
davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında,
yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır.
YÖNETMELİK
Madde 333 - (1) Bu Kanunda öngörülen
yönetmelikler, aksine hüküm bulunmadıkça, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak
Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılır.
YÜRÜRLÜK
Madde 334 - (1) Bu Kanun, 1 Haziran 2005
tarihinde yürürlüğe girer.*1*
YÜRÜTME
Madde 335 - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.