UŞAK
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
13 ARALIK 2009 TARİHİNDE İZMİR'DE DÜZENLENEN GENİŞLETİLMİŞ BÖLGE BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
Tarih: 13.12.2009 23:00:00 | Okunma Sayısı: 1143 | | |

13 ARALIK 2009 GENISLETILMIS BÖLGE BARO BASKANLARI

TOPLANTISI SONUÇ BILDIRGESI

 

         Ülkemizin ve hukuk sistemimizin geçirdigi bu kritik günlerde, asagida imzasi bulunan Baro Baskanlari olarak, önemli gördügümüz bazi konulari kamuoyunun dikkatine sunmanin, hem görevimizin hem de yurttaslik bilincimizin gerektirdigi bir sorumluluk olduguna inaniyoruz.  

         *) Ülkemizde yargi fiilen ve hukuken bagimsiz degildir. Yürürlükteki mevzuatta yer alan pek çok hüküm, yargi bagimsizliginin tam anlamiyla yasama geçmesine engel oldugu gibi; iktidar basta olmak üzere, elinde kamusal güç bulunduran pek çok kesim, yargi bagimsizligini yok edip, yargiyi yürütmenin bir uzantisi haline getirme çabasi içindedir. 

         Hakimler Savcilar Yüksek Kurulu (HSYK)’nda,  Adalet Bakani’nin baskan olarak  ve  Adalet Bakanligi müstesarinin üye olarak yer almasi, yargi bagimsizliginin gerçeklesmesi önünde en büyük engeldir. 

         Yapilmasi düsünülen degisiklikle HSYK’na, yasama organi tarafindan üye seçilmesini saglayacak bir degisiklikle, HSYK’nin bagimsizligini tamamen yok etmek amaci güdülmektedir. 

         Ülkemizin siyasal gerçekleri düsünüldügünde; HSYK’na yasama organi tarafindan üye seçilmesi, yarginin politize edilmesi ve fiilen siyasal iktidarin uzantisi haline getirilmesi sonucunu doguracaktir.  

         *) Türkiye Barolar Birligi ve Barolar üzerinde, Anayasa’da yürütme bölümünde yer almasi ile kurulan idari vesayetin, yarginin ayrilmaz parçasi olan avukatlik meslegi üzerinde yarattigi baski ve avukatlik mesleginin bagimsizliginin zedelenmesine neden olan tüm sorunlar, yargi bagimsizliginin gerçeklesmesi önünde en önemli engellerden biridir.  

         *) Son dönemde gündeme gelen ve Cumhurbaskani tarafindan talimatla görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) Barolar Birligi, Barolar ve diger meslek kuruluslari hakkinda denetleme yapmasi ve bu denetleme sonucunda hazirlanan raporlarin kabul edilmesi olanaksizdir. 

         *) Ülkemizde yargi organinin verdigi kararlarin, yürütme tarafindan uygulanmamasi, hukuk devleti ve yargi bagimsizliginin yasama geçmesi önünde, önemli bir sorun olarak yer almaktadir. Telekomünikasyon Iletisim Baskanligi Baskani’nin, Basbakan tarafindan atanmasina iliskin düzenlenmenin Anayasa Mahkemesi tarafindan iptal edilmesine ragmen, Basbakan tarafindan atanan Telekomünikasyon Iletisim Baskanligi Baskani’nin halen görevine devam etmesi, siyasal iktidarin ve yürütme organinin, yargiya karsi tutumunu göstermesi bakimindan son derece çarpici bir örnektir.

         *) Görevlerini yerine getirirken, bugünkü siyasal iktidarla ters düsen yargiç ve savcilarin, siyasal iktidara bagimli Adalet Bakani’na bagli müfettisler tarafindan sorusturulmasi ve bu süreçte yargiç ve savcilar üzerinde yasanan baskilar, yargi bagimsizliginin ne kadar büyük bir tehdit altinda oldugunu göstermektedir. Günümüzde Sincan Agir Ceza Mahkemesi Baskani, YAR-SAV kurucu baskani, Erzincan Cumhuriyet Bassavcisi hakkinda yasanan sorusturmalar bunun tipik örnekleridir. Yargiç ve savcilarin denetimini gerçeklestirecek müfettisler, bagimsiz bir HSYK’na baglanmadikça; yargi bagimsizligi laftan öteye gidemeyecektir.           

*) YÖK Baskani’nin, “hukukun arkasina dolanmak”tan söz etmesi, yaptigi kamu görevinin sorumlulugunu tasiyamadigini göstermekte olup, YÖK Baskani’nin derhal istifa ederek, sorumlulugunu tasimadigi bu görevi birakmasi gerekmektedir. Yargi kararini uygulamakla yükümlü olan ve kamusal gücü elinde bulunduran kisilerin bu nitelikte açiklamalari, yargi bagimsizligini benimsemediklerini, benimseyemediklerini, hukuk devleti ilkesini içsellestiremediklerini göstermektedir.

         *) Ülkemizde, telefon basta olmak üzere, tüm iletisim araçlarinin, hiçbir hukuksal sinir tanimadan dinlenmesi/izlenmesi kabul edilemez. Günümüz dünyasinda, artik en önemli insan haklarindan biri olan, iletisim özgürlügünün böylece ayaklar altina alinmasi, ülkemizde bir korku imparatorlugu yaratarak; iktidara muhalif görüsleri bulunan kisilerin sinmesini saglamak amaci gütmektedir. Istanbul Cumhuriyet Bassavcisi’nin dinlenmesi, bu konunun ne asamaya geldigini gösteren ibret verici bir örnektir.

         Hukuksal ögeleri tasimayan bir dinleme kararinin sadece bir mahkeme tarafindan verilmesi, bu güvenlik tedbiri ile ilgili olarak “yasaya uygunluk” kosulunu yerine getirmeye yetmez. Yasanacak hukuksal süreçte, “yasaya uygunluk” ögelerini tasimayan bir dinleme kararinin, hiçbir zaman hükme esas olamayacagi açiktir.           

         Teknik takip/izleme/dinleme konusunda yasanan bu süreç, bu kararlara imza atan kisilerin yargiç, bu kararlari talep edenlerin de savci olmasi ve özellikle ceza usul hukukundaki güvenlik tedbirleri kararlarinin geleneksel biçimde gerekçesiz verilmesi gerçegi karsisinda, hukukun ayaklar altina alindigi bugünler geçtiginde; bugün yasananlar tüm hukuk uygulayicilarina ders olmali ve hukuk uygulayicilari eliyle, ülkemizde ceza usul hukukundaki “insan haklarinin korunmasi” ilkesinin tam anlamiyla yasama geçmesi saglanmalidir. 

*) Ülkemizde, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile güvence altina alinmis “masumiyet karinesi” ve “sorusturmalarin gizliligi” kurallari, bir kisim medyanin yayinlari ile sürekli ve adeta kararlilikla yipratilmakta ve toplum önünde sayginligi bulunan kisiler agir hak ihlalleri ile karsilasmaktadir. Ancak, bu kurallari ihlal eden ve yipratan bir kisim medya hakkinda, hukuk düzeninin açikça emrettigi yaptirimlar bir türlü uygulanmamaktadir.

 

          Hukukun, yarginin, insan haklarini koruyan ceza ve ceza usul hukuku kurallarinin bir gün herkese, bugün siyasal iktidari elinde tutan kisilere de gerekebilecegini belirterek, bugünkü hak ihlallerini adeta sevinçle karsilayan, hatta hak ihlallerinin yogunlasmasina hizmet eden kesimleri yadirgadigimizi belirtiyoruz. Silivri’deki dava ve sorusturmanin, bu dava ve sorusturmada yasanan hak ihlallerinin, Barolar olarak yakindan takipçisi olacagimizi, yeniden, bikmadan ve tekrar ilan ediyoruz.               

         *) Iktidarin önce “Kürt açilimi”, sonra da gelen tepkiler üzerine “demokratik açilim” adini verdigi süreç, ülkemizin üniter yapisi ve ulusal bütünlügü açisindan son derece tehlikeli bir sürece girmistir. Sinir kapisinda terörist örgüt üyeleri karsilanirken yasanan sahneler, ülkemizin bölünmez bütünlügü konusunda Türk Ulusu’nun vicdaninda onarilmasi olanaksiz yaralar açmaktadir. Teslim olan bu terörist örgüt üyelerinin, ayaklarina kadar gelen ve çadirlarda kurulan mahkemeler tarafindan serbest birakilmasi ve Güneydogu bölgesinde, adeta kahraman gibi gezdirilmeleri, Türk insaninda, yargi sistemine olan güveni sarsmaktadir.

         Baro Baskanlari olarak, Türk Devleti’nin Anayasa’da sayilan niteliklerinin ve Türk Ulusu’nin tanimi konusunda Anayasa’da yer alan düzenlemenin degistirilmesine, Türk Devleti’nin üniter yapisina ve Türkçe’nin resmi dil niteligine zarar verecek her türlü gelismeye; bütün gücümüzle ve her kosul altinda karsi oldugumuzu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

         *) Ülkemizdeki en yüksek yargi organi olan Anayasa Mahkemesi’nin, ülkemizin bölünmez bütünlügü aleyhine eylemleri nedeni ile verdigi Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatilmasi karari, tüm kesimleri tarafindan sagduyu ile karsilanmali ve herkes yargi kararina saygi göstermelidir.

 

         *) Ülkemizin, basin özgürlügü konusunda dünyada 61. sirada yer aldigi bilinmektedir. “Türkiye’de basin özgürlügü konusunda sorun yok” denilirken, iktidara muhalif görüsleri ile taninan basin yayin organlarinin yönetsel, ekonomik ve vergisel açilardan baski altina alinmasi, iktidarin demokrasi ve basin özgürlügü anlayisini ortaya koymaktadir.           

         *) Ülkemizde dava sayisinin yogunlugunun neden oldugu, çeliskili kararlar ve bir kisim yargi kararlarindaki usul hatalarinin, hukuksal açidan degerlendirilmesi anlaminda; kesinlesmis mahkeme kararlarinin akademik düzeyde, hukuk normlarina ve Yargitay içtihatlarina uygunluk açisindan yeknesakligi, adaletin esitligini saglamak amaciyla incelemek, izlemek ve arastirmak yönünde, bilimsel özerklige sahip Izmir Barosu bünyesinde bir merkez olusturulmasina karar verilmistir.            

         *) Ege Bölgesi Barolari Avukat Haklari Ortak Koordinasyon Merkezi’nin Izmir Barosu bünyesinde olusturulmasina karar verilmistir.

 Av.Riza ALBAY

Usak Baro Baskani

 

 

 

 

 

 

 

Av.Özdemir SÖKMEN

Izmir Baro Baskani 


 Av.M.Ilker GÜRKAN  

Mugla Baro Baskani

 Av.Zeki KAHRAMAN

Bursa Baro Baskani

 

Av.Sümer GERMEN

Aydin Baro Baskani


Av.Fadil ÜNAL                   

Manisa Baro Baskani   


 Av.Adil DEMIR                   

Denizli Baro Baskani             

 

Av.Muzaffer MAVUK

Balikesir Baro Baskani 

 

Av.Cemal INCI                          

Yalova Baro Baskani     

 

Av.Senol GÜNDOGDU

Eskisehir Baro Y.K.Üye


Av.Hülya SAYGIN                        

Tekirdag Baro Bsk.Yrd.    

 

Av.Semsettin TUTAR

 

Çanakkale Baro Y.K.Üye 

        

Av.Ali Yildirim SEZER

Kocaeli Baro Gen.Sek.

 

19.11.2017 Pazar